"Oyunu yatırım fırsatları değiştirir"

Citibank Türkiye Genel Müdürü Emre Karter ile 2025 yılının fotoğrafını çektik...

28.03.2025 18:24:550
Paylaş Tweet Paylaş
"Oyunu yatırım fırsatları değiştirir"

Elçin Cirik

[email protected]

Bankacılık ilk yarıda zorlu, ikinci yarıda öngörülere göre daha fazla nefes alacağı bir yıla giriyor. Citibank Türkiye Genel Müdürü EMRE KARTER, yeni dönemde sektörde en önemli noktanın yatırım fırsatları olacağını vurguluyor. Türkiye’nin iyileşen yatırımcı ortamında yabancı portföy ve doğrudan sermaye yatırımlarının artmasını bekleyen Karter, “2024 sonunda 7,3 milyar dolar olacağını öngördüğümüz net doğrudan yabancı yatırımının bu yıl 12 milyar doların üzerine çıkmasını bekliyoruz” diye konuşuyor.

2025'te bankacılıkta büyüme hızı, enflasyon politikasına bağlı izlenecek makro ihtiyatı programa ve Merkez Bankası’nın faiz kararlarına göre şekillenecek. “2025’te oyunu değiştirebilecek en önemli nokta, yatırım fırsatları olacak” diyen Citibank Türkiye Genel Müdürü Emre Karter, Türkiye’nin iyileşen yatırımcı ortamında hem yabancı portföy hem doğrudan sermaye yatırımlarının önceki yıllarla kıyaslanamayacak oranda artmasını bekliyor. Kredilerde kural seti dışında kalan alanlarda; özellikle yatırım kredilerinde 2. çeyrek sonrası hareketlilik öngören Karter, Türkiye’nin 2024 sonunda 7,3 milyar dolar olacağını öngördükleri net doğrudan yabancı yatırımının 2025 sonunda 12 milyar doların üzerine çıkacağını tahmin ediyor. Citibank Türkiye Genel Müdürü Emre Karter ile 2025 yılının fotoğrafını çektik: 

2025 yılı bankacılık için nasıl geçecek? Nasıl bir yıl bekliyor bizi?

Piyasaya yeni girişlerin ve ödeme kuruluşlarının sayısının artmasının etkisiyle ve birtakım regülasyonların daha da normalleşeceğini düşünerek rekabetin artmasını bekliyoruz. Bankalar, dijitalleşmeye ciddi yatırım yaptı, yapmaya da devam ediyor. Aslında Türkiye’de bankalar fintekler kadar çevik hareket edebilen bir yapıya sahip. Bu yapı, hem operasyonel kârlılık hem yeni iş alanları yaratma anlamında dijitalleşme yatırımlarının çarpan etkisiyle daha da gelişecek. Bu yıl kredilerde hala daha temkinli bir büyüme bekliyoruz. Makro ihtiyati tedbirler her çeyrekte tekrar gözden geçirilecek. Ama artık oyunun yeni adı “normalleşme”. Mevduat alanında da yine tasarruf eğilimlerinin öne çıkacağı bir yıl olacak. Günün sonunda hala bir reel faiz ortamında olduğumuzu unutmayalım. 

2025’te yatırım ortamının nasıl olacağını öngörüyorsunuz? 

2025’te oyunu değiştirebilecek en önemli nokta, yatırım fırsatları olacak. Türkiye’nin iyileşen yatırımcı ortamında hem yabancı portföy hem doğrudan sermaye yatırımlarının önceki yıllarla kıyaslanamayacak oranda artmasını bekliyoruz. Sonuçta Türkiye’nin güçlü kasları yani stratejik konumu, genç nüfusu, geniş üretim kapasitesi, çeşitliliğe sahip ekonomisi yerinde duruyor. Almanya ile Hindistan arasında Türkiye tarzında üretim potansiyeli olan ülke yok. Girişimci ekosistemini, dijitalleşmeyi, beklenen ve gerçekleşen sürdürülebilirlik yatırımlarını alt alta koyunca hem Doğu hem Batı ile iş yapabilme kapasitesine sahip bir ülkeden bahsediyoruz. Hem jeopolitik anlamda hem de korumacılık kalkanlarının yükseltildiği bugünkü ortamda bu durum, Türkiye’ye yeni bir oyun alanı açıyor. Son 6-7 ayda Londra ve New York’ta bakanlarımızın da katılımıyla yatırımcı toplantıları yapıyoruz. Bu toplantılarda Türkiye’ye olan ilgi artıyor. Soruların kalitesinden ve detayından değişimi görüyoruz. Bunun ilk adımını zaten 2024’te portföy yatırımlarında fark ettik. Aslında burada da normalleşme oldu. 2024’te bu yatırımlarda hem giriş hem çıkışın olduğu, sağlıklı bir trading modeline girdiğimizi görüyoruz. 

Yatırımda hareketlilik olacağı sinyallerini gösteren veriler var mı? 

2024 Kasım ayı sonunda bono tarafında yaklaşık 23 milyar dolar civarı bir yabancı yatırımı var. Yabancı yatırımcı, her zaman önce portföy yatırımlarına gelir. Portföy yatırımlarından sonra yatırımcı profilinde bir değişim bekleriz. Kısa vadeli yatırımcılardan, uzun vadeli yatırımcılara değişim olur ki onlar da başladı. Bunların içinde emeklilik fonları, ülkelerin varlık fonları, devlet fonları var. Burada yatırımcı profili çok önemli. Açılan vadeyle alakalı değişimi görüyoruz. Bu portföy yatırımlarının zaman içinde doğrudan yatırıma dönüşünü bekleriz. Açıkçası hem Doğu’dan hem Batı’dan yatırım alacağız. Sonuçta geçmişte Türkiye ağırlıklı olarak Batı’dan sermaye çekiyordu, ama Çin’den gelen yatırımlarla beraber diğer Asya ülkelerinden de yatırım alınabilir. 2025’te iki tarafın birbirini tetiklediği daha dengeli bir yatırımcı profili göreceğiz. Bu yatırımların bazıları şirket alımları yoluyla olacak. Dolayısıyla bu açıdan rekabetçi bir ortama gireceğimizi düşünüyoruz. 

Doğrudan yabancı yatırımlarda artış ne zaman başlar? 

Yılın 2. çeyreğinin sonuyla artış başlar. Burada tabii enflasyonun ve yatırımcı ortamının iyileşmeye devam etmesinin çok büyük etkisi olacak. 2024 sonunda net doğrudan yabancı yatırımının 7,3 milyar dolar olacağını tahmin ediyoruz. Bu yıl bu kalemin 12 milyar doların üzerine çıkmasını bekliyoruz. Net doğrudan yatırım, gelen yabancı doğrudan yatırımlardan Türk yatırımcısının başka ülkelerde yaptığı yatırımları çıkardığımızda elde ettiğimiz net rakam aslında. Dünyada da olduğu gibi ülkemizde son 10 yıldır doğrudan yabancı yatırımın büyük ağırlığı yabancı şirketlerin sıfırdan yaptıkları yatırımlar ve genişleme türü yatırımlarından oluşuyor. Kalanıysa şirket satın alımları ve birleşmeler. Burada son dönemde önemli bir trend daha var: Özellikle büyük Türk gruplarının ABD’ye yatırımları artıyor. Bu, çok sağlıklı. Son 5 yılın en büyük değişikliği, ABD pazarının ihracatın içinde payının artması. Eskiden bu pazar ilk 10’a bile giremezdi. Şu anda net şekilde 2. oldu. Birinci olma potansiyeli çok güçlü, hatta bu yıl Almanya’nın yerine birinci ihracat pazarı çıkabilir. Pandemi sonrası dünyada Türkiye için oyun değiştirici bir trend bu. İkinci ve buna bağlı trend de Türk şirketlerin ABD’ye yatırımları. Bu pazarı değerlendirmek adına lojistik, depo, bakım ve üretim yatırımları yapılıyor. 

Türkiye’nin pandemi sonrası global tedarik zincirinden alacağı payın değişeceği beklentisi hakimdi. Bu yeni trendler bunun göstergesi mi?

Türkiye’nin rolü zaten değişti. Türkiye’de halihazırda yatırım yapmış çok uluslu şirketlerin tamamı, kapasite artırımlarını sadece iç pazar için değil, dünyaya tedariki desteklemek amacıyla da yapıyor. Türkiye bu anlamda bir bölgesel merkez olma potansiyelini net realize edeceği bir döneme giriyor. Bölgesel merkez derken üretimde, yönetimde ya da Ar-Ge’de merkez olunabilir. Amerikan Şirketler Derneği’nin yönetimdeyiz, üyelerimizin 3’te 1’e yakını Türkiye’yi bölgesel merkezi yaptı. Onların hikayelerini diğerlerine öykünsünler diye anlatıyoruz. Türkiye üçlü bir sacayağının ortasında, bir tarafında Orta Asya ve Türk Cumhuriyetleri, bir tarafta Avrupa ve diğer tarafta Afrika var. 

Yabancı yatırımcının portföy yatırımlarında da bu yıl artış görür müyüz? 

Evet, artış olur. 16-17 yıl kadar önce yabancı yatırımcıların borsadaki ağırlığı yüzde 70’lere kadar çıkmıştı. Son dönemdeyse likidite olarak sermaye piyasalarına Türkiye’deki yerli şirketlerin önemli dahli var. Yabancıların Türkiye’deki payı, hem bono piyasasında hem borsada yüzde 50’ye gelirse çok büyük bir başarı olur. Bu rakama ulaşma potansiyeli de var. Önümüzdeki 18 ayda Türkiye’deki yatırımcı ortamının iyileşmesi devam eder, reytingler yükselmeyi sürdürür ve yatırım yapılabilir ülke seviyesine yaklaşabilirsek bu mümkün. Yabancı yatırımcı iyileşen yatırım ortamına gelir. Yatırımcı profili de kısa vadeden uzun vadeye bu şekilde değişir. Bu yıl özellikle ikinci çeyrekten sonra enflasyondaki patikanın da belirginleşmesiyle bunu çok net göreceğiz. Hem içeride hem dışarıda hem de finansal piyasa katılımcılarının beklentilerinin birbirine yakınsallaştığı yerde yatırımcı girişi gerçekleşecek. 

2024 Aralık sonu verilerine göre sektörde kredilerde yıllık yüzde 36,7 büyüme var. 2025’e kredilerde nasıl bir ortamla girdik? Ne zaman hareket görürüz?

Makro ihtiyati kural setinin içinde bazı segmentlere ve kredi tiplerine çok ciddi teşvik var. Banka bilançoları da şu anda çok likit. Kredi verme kapasitesi çok güçlü bir bankacılık sektöründen bahsediyoruz. Kısıtlamaların da olmadığı yatırım kredileri artacak. Özellikle dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanlarında ikiz dönüşüme ayrılacak ve verimliliği artıracak yatırım kredilerinin bu yıl özelinde daha da artacağını düşünüyoruz. Ayrıca dünyanın farklı ihracat bankaları, Dünya Bankası gibi çok uluslu kurum kanallarından gelen kredileri de eklediğimiz zaman ciddi bir hareket bekliyoruz. Tabii makro ihtiyati tedbirlerin kendine ait bir patikası var, burada da zaman içinde değişiklik olacaktır. Yatırım kredileri, uzun vadeli verilen krediler. Bu yılın ortasında enflasyon patikasında hedeflenen gerçekleşip Merkez Bankası faiz indirim paterninde gelişimi gördükten sonra yatırım kredileri, şirketler için de çok daha cazip hale gelir. Bugün bile yatırım kredileri, piyasadaki kısa vadeli kredilere göre daha uygun. Dolayısıyla getiri/verim eğrisi şekillenmeye başladı. 2. çeyrek sonrası bu denge çok net oturur ve cazip yerlere gelmeye başlar. 

Peki büyüme sınırının olduğu kredi alanlarında tablo nasıl olur? Regülasyonda esneme bekliyor musunuz? 

Zaten enerji, lojistik, ihracat, yatırım kredileri ilave zorunluluğa tabii olmayan krediler. Bunlar toplam kredilerde yüzde 50’lerde ağırlığa sahip. Ayrıca büyüme sınırlarında da yeni değişiklik oldu, kredileri ayrıştırdılar, örneğin KOBİ kredilerinde büyüme sınırı yüzde 2,5 oldu. 2025 sonunda kurala tabii kredilerde temkinli büyüme bekliyoruz. Diğer alanlarda daha güçlü bir büyüme olacağı düşüncesindeyiz. Tüm kredilerde yıl sonu için yüzde 30’larda büyüme öngörüyoruz. 

Bu yıl mevduat için nasıl bir öngörünüz var? 

Likit fonlar ve mevduat 2024’te sağlıklı arttı. Liralaşma çok net bir trend. KKM’nin düşüş hızı yüksek, döviz mevduatından da TL’ye çok dönüş oldu. Bu yıl liralaşma trendi artarak sürecek. Sıkı para politikası devam edeceği için liralaşma oranı artar. Bu, bankaların mevduatlarına da yansır. Kredilerdeki özellikle kural seti dışındaki kredilerdeki artışa kaynak gerekiyor, dolayısıyla bankalar bu yıl mevduatı cazip hale getirir. Kredi/mevduat oranı aşağı doğru gelir. Mevduatta da 2025’te krediler kadar büyüme öngörüyoruz. 

Kredilerde 2025 başı itibarıyla gördüğünüz bir talep artışı var mı? 

Hayır, yok. Talebin ikinci çeyreğin sonuna doğru başlamasını ve yıl sonuna kadar sürmesini bekliyorum. 

Son olarak bu yıl içinde en hızlı talep oluşacak sektörler hangileri olur? 

İkiz dönüşümü gerçekleştirecek olan büyük kurumlar daha iyi gider. Ama artık KOBİ’ler de bunun peşinde çünkü hepsi tedarik zincirinin bir parçası. Tedarik zincirlerinin ana firmalar ya da ihracat kapsamında istediği belirli taahhütler var. Bu noktalarda ve yeşil sürdürülebilir yatırımlarda hareket olur. Aynı şekilde dijitalleşme dönüşümü için de bankaların çokça farklı kredi paketleri var.


“FİNTEK İŞ BİRLİRLİKLERİNE KAFA YORUYORUZ”

3 ANA ÖNCELİK
Citibank olarak 2024 Eylül itibarıyla toplam aktiflerimiz, 2023 yıl sonuna göre yüzde 53 artış gösterdi. Toplam kredilerde de büyümemiz aynı dönemde yüzde 34 oldu. Bu yıl, Türkiye’de 50. yılımız. Bu anlamda yabancı bankalar içinde çok özel bir yerimiz var. Bankamızın stratejisi, 3 ana öncelik üzerine kurulu. İlk olarak globalde büyümek isteyen büyük ve orta ölçekteki şirketlere çok ciddi destek vermeyi amaçlıyoruz. İkinci olarak da Türkiye’ye hem portföy hem doğrudan yabancı sermayeyi destekliyoruz, çünkü iş modelimiz buradan çok besleniyor. Saklama hizmetinde uzun yıllardır en büyük oyuncuyuz. Türkiye’de çok uluslu şirketlerde pazar payımız çok yüksek, lideriz. Türkiye’ye gelen yatırım daha ülkesinden çıkmadan önce yatırımdan haberdar olmayı, yatırıma aracılık etmeyi ve yatırımcının ana bankası olarak hizmet etmeyi amaçlıyoruz. Yabancı yatırımcının Türkiye’de alacağı pozisyon bizim iş modelimizi besliyor.

GÜÇLÜ ALANLAR Müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına bağlı olarak sürdürülebilirlik alanında finansal çözümler sunuyoruz. Tedarik zinciri finansmanında yeşil sürdürülebilir çözümlerimiz var. Bono ihraçlarında, şirket alım-satımları ve birleşmelerde de pazar payımız yüksek. Tüm sendikasyon ve bono ihraçlarında varız, oradaki payımızı artırarak devam ediyoruz. Türkiye’de gelişen bir fintek oyuncu çeşitliliği var. Ben mesaimin önemli bölümünü, bu fintek ortaklıklarımızı müşterilerimizin lehine kullanmak için ayırıyorum. Octet ve Birleşik Ödeme ile üçlü sacayağı şeklinde çalışıyoruz. Bizim veremediğimiz hizmeti fintekler veriyor. Bu iki iş birliğiyle hizmet anlamında hiçbir açığı olmayan bir noktaya geldik. Bu, bizim için çok önemli bir öncelik ve devamlı bu alana kafa yoruyoruz.



“2025’TE KÂRLILIĞA DİKKAT”

VERİMLİLİK YARIŞI
2025’te, geçen yıl olduğu gibi sektörde kârlılığa hala çok ciddi dikkat etmek gerekiyor. Mevcut programın öngördüklerinden biri, bankacılıkta kâr marjlarının özellikle net faiz marjlarının kısılması oldu. Bu trend, devam ediyor. Ama bankalar ciddi dijitalleşme yatırımlarıyla verimlilik yarışının içinde. Aktif kalitesi tarafındaysa bu yıl alarm verici bir durum görmüyorum. Aktif kalitesinde çok müstesna bir zamandan geçtik. Türkiye düşük seviyeleri çok uzun yıllardır görmüyordu zaten, 2024’teki artış normalleşmenin bir parçasıydı.

NORMALLEŞME Normalleşmeyle beraber 2025’te sektörde kârlılığın 2024’e göre artması beklenir. İkinci çeyrekten sonra ekonomik aktivitenin çeşitlenmesi de kârlılığa olumlu yansıyacaktır. Bankacılık sektörünün sermaye yapısı, tecrübesi çok güçlü. Her türlü iniş veya çıkışı yönetmeyi bilen bir sektörüz.



Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz