Bankacılık Dışı Finans

“Enflasyonun düştüğü ortamda, ağırlık git gide bilanço bankacılığından, bankacılık dışı finans kurumlarına geçecektir.” Doğuş Grubu Başkanı Ferit Şahenk, finanstaki stratejilerini anlatırken böyle ...

1.09.2004 03:00:000
Paylaş Tweet Paylaş

hed“Enflasyonun düştüğü ortamda, ağırlık git gide bilanço bankacılığından, bankacılık dışı finans kurumlarına geçecektir.” Doğuş Grubu Başkanı Ferit Şahenk, finanstaki stratejilerini anlatırken böyle diyor. Bu saptamayı, tüm sektör için genellemek mümkün. Bankaların finansal iştiraklerine son dönemde yaptığı yatırımlar da bunu net olarak ortaya koyuyor. Enflasyonun ve faizde marjların düşüşü, komisyon gelirlerinin artışı, banka dışı finans operasyonlarını cazip kılıyor. Ancak, yetkililer finansal şirketlerin kendi başına olumlu performans göstermesinin beklenemeyeceğini, kurumlar arası yaratılacak sinerjinin önemli olacağını söylüyor.

YENİ DÖNEMİN GÖZDESİ “BANKACILIK DIŞI FİNANS”

hedHaziran ayı sayımızda Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk ile bir söyleşi yapmıştık. Bunu da sizlerle kapaktan paylaşmıştık. Doğuş Grubu’na ilişkin önemli açıklamaların yer aldığı bu söyleşide, Ferit Şahenk’in banka dışı diğer finans iştiraklerine ilişkin yorumu dikkatimizi çekti. Çünkü, “Doğuş Grubu banka dışı diğer finans işlerinde ne yapacak?” sorumuz üzerine Şahenk’in verdiği cevap oldukça ilginçti:
“Enflasyonun düştüğü, sermaye piyasası araçlarının genişlediği ortamda, zaten ağırlık git gide bilanço bankacılığından, bankacılık dışı finans kurumlarına geçecektir. Ana banka, dağıtım kanalının koordinasyonunu yapacaktır. Yine yapmış olduğu kurumsal ticari bankacılığa devam edecektir. Bireysel bankacılık ön plana çıkacak. Ve sigorta gibi, leasing gibi, menkul kıymetler gibi portföy yönetimi gibi, kurumlar daha da ön plana çıkacaktır. Yüzdeleri ve genel pastadaki payları artacaktır.”
Sadece Ferit Şahenk değil, sektörün önde gelenleri ve büyük grupların yöneticileri de benzer görüş belirtiyorlar. Capital’in çalışması, bu konunun yakın geleceğe damgasını vuracağını ortaya koyuyor.
Her ne kadar büyük bankalar bu konuda çok fazla yorum yapmak istemese de, diğer bankalardan ve sektörü yakından tanıyan isimlerden aldığımız cevaplar, finans iştiraklerinin gelecekte banka bilançolarındaki paylarının hızla artacağını net olarak ortaya koyuyor.  Buna bir de bankaların finansal iştiraklerine yaptıkları yatırımları her geçen gün biraz daha artırması eklenince, tablo iyice netlik kazanıyor.

Enflasyonun düşüşü etkili
Ferit Şahenk’in de söylediği gibi, bankaların finansal iştiraklerine karşı artan ilgilerinin temelinde enflasyondaki düşüş geliyor. Çünkü, enflasyondaki düşüş, yani fiyat istikrarının sağlanması, hem bireyler hem de şirketler için belirsizliği ortadan kaldıracak. Sonuçta, karar alma mekanizmaları etkilenecek ve uzun vadeli planlar yapılabilecek. Bu da tüketime ve yatırıma olumlu yansıyacak. Bu ortam aynı zamanda faiz oranlarının da düşmesi anlamına geliyor. Böylece hem borçlanma maliyetleri hem de faiz marjları ciddi ölçüde daralacak. Faiz marjındaki daralmayı telafi etmek de komisyon gelirlerine kalacak. İşte bankaları finansal iştirakleri konusunda harekete geçiren de bu nokta. Çünkü, faiz ve kurların stabil hale gelmesi leasing ve faktoring gibi iştiraklerin işlem hacimlerini önemli ölçüde artıracak.

MNG Bank Genel Müdürü Murat Kuloğlu, enflasyondaki düşüşle birlikte şirketlerin daha sağlıklı bir yapıya kavuşacağını söylüyor. Buna bağlı olarak da işlerini geliştirmek için, daha fazla krediye ihtiyaçları olacağını ifade ediyor. Bu gelişmelerin kredi kuruluşları ile kredi ihtiyacı bulunanların uluslararası standartlarda bir araya gelmelerini sağlayacağını belirtiyor. Murat Kuloğlu, “Enflasyondaki düşüşün yaratacağı istikrar kredi kuruluşlarının aktif kalitesini yükseltecektir. Netice itibariyle de enflasyondaki düşüş hem iştiraklerin hem de bankaların kârlılığını olumlu etkileyecektir” diyor. 

“Çapraz satışlar artmalı”
Fiba Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ömer Aras da, enflasyonun tek haneli rakamlara düşmesi ile fiyat istikrarının sağlanması yönünde önemli gelişmeler kaydedileceğini söylüyor. Faizlerin de daha rekabetçi bir düzeyde düşüş göstereceğinden borçlanma maliyetleri ile birlikte faiz marjının daralacağına dikkat çekiyor. Ömer Aras’a göre, finansal iştiraklerin artan önemi de bu noktada ortaya çıkıyor. Çünkü bankacılık aktiflerinin büyümesi ve işlem hacimlerindeki artış daralan faiz marjını telafi edecek ve bununla birlikte komisyon gelirleri artacak. Banka ve finansal iştiraklerinin kârlılıkları da buna paralel yükselecek. Ömer Aras, bu alanda tek bir finansal şirketin kendi başına bir diğerinden olumlu performans göstermesinin beklenemeyeceğini söylüyor. Kârlılıkların artırılması açısından her bir şirketin aralarındaki çapraz satışlarını artırmaları gerektiğine dikkat çekiyor.

Denizbank Risk Yönetimi Merkezi Başkanı Ahmet Şen de enflasyondaki düşüş ile birlikte azalacak olan risk primi nedeniyle kârlılıktaki marjların düşeceğine dikkat çekiyor. Buna bağlı olarak da finansal hizmetlerde en önemli kâr unsurunu komisyon kârlarının oluşturacağını söylüyor. Ahmet Şen, enflasyondaki düşüşle birlikte banka dışı finans iştiraklerinin elde edecekleri komisyon gelirlerinde ciddi artış beklediklerini ifade ediyor. Bunun da kârlılığı olumlu etkileyeceğini söylüyor.

“Portföy yönetimi kârlılığı artacak”
Tabii bu hareket sadece leasing ve faktoring şirketleri ile sınırlı kalmayacak. Düşük enflasyon ortamı, finansal araçlardaki getirileri de önemli oranda düşürecek. Bu nedenle daha önce mevduat, döviz ve altın gibi enstrümanlara yatırım yapanlar, getirilerini yükseltmek için yeni enstrümanlara yönelmek zorunda kalacak. Bunların başında da hisse senedi, devlet tahvilleri ve yatırım fonları gelecek. Bu arada kişilerin geleceklerini garanti altına alabilecekleri bireysel emeklilik fonlarına ilginin de önümüzdeki dönemde daha da artacağı söyleniyor.

MNG Bank Genel Müdürü Murat Kuloğlu, düşük faiz ortamının bireysel yatırımcılarda, hisse senedi, yatırım fonu, bireysel emeklilik gibi yatırımlara yönelme eğilimi doğuracağını söylüyor. Kuloğlu sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Özellikle ekonomik istikrarın siyasi istikrar ile pekişmesiyle oluşacak güven ortamında menkul kıymetler piyasasına ciddi bir talep doğacak. İç ve dış yatırımcıların girişiyle işlem hacmi oldukça yükselecek ve menkul kıymetler piyasası şu anki sığ yapısından uzaklaşarak uzun vadeli yatırımlara uygun hale gelecek. Sonuç olarak bu konuda iş yapan iştiraklere rağbet artacak ve dolayısıyla da bu ortamda iştirak kârlılığı da yükselecektir.”

Fiba Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ömer Aras da, “Faiz getirilerinin azalması ile birlikte bireylerin yatırım stratejilerini belirlemeleri daha da önem kazanacak. Bu nedenle yatırım şirketleri ile portföy yönetimi yapan iştiraklerin diğerlerine göre daha yüksek oranda kâr artışı kaydedecek” diye konuşuyor.

Kârlılığa katkıları nasıl değişecek?
Bankalar her ne kadar bu konuda açıklama yapmak istemese de konunun uzmanları, bankaların mevcut bilançolarındaki kârlılıklarında, finansal iştiraklerden gelen katkının yüzde 10 ile 25 arasında değiştiğini söylüyor. Hedef ise, düşen enflasyon ortamıyla birlikte, iş hacminin iyice yükseleceği hesaplanan iştiraklerin kârlılıktaki payını yüzde 50-60’lara kadar yükseltmek. Bu da bankaların hem işlem hacimlerini hem de kârlılıklarını önemli ölçüde büyümesine neden olacak.
hedDenizbank Risk Yönetimi Merkezi Başkanı Ahmet Şen, mevcut 6 finansal iştiraklerinin Denizbank’ın kârlılık yapısındaki payının yüzde 25 seviyesinde olduğunu söylüyor. Hedeflerinin ise, önümüzdeki 4 yıl içinde bu rakamı yüzde 50’lere çekmek olduğunu ifade ediyor. Fiba Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ömer Aras ise, finansal hizmetler sektörünün altı farklı alanında 20 iştirakleri ile yurtiçi ve yurt dışında 10 ülkede faaliyet gösterdiklerini hatırlatıyor. 2003 yılı sonu itibariyle, banka dışı finansal grubun toplam kârlılığa katkısının yüzde 15 civarında olduğunu ifade ediyor. Ömer Aras, belirledikleri ortak satış, pazarlama ve fiyat politikaları ile gelecek yıllarda bu rakamı çok daha yukarı çekmek istediklerini ifade ediyor.

“EN KÂRLI İŞTİRAK YATIRIM ŞİRKETLERİ OLACAK”

MURAT KULOĞLU / MNG BANK GENEL MÜDÜRÜ

İMKB TEK ALTERNATİF OLACAK Enflasyondaki düşüşle birlikte yatırım şirketleri en kârlı iştirak olarak ön plana çıkacaktır. Düşük enflasyon ortamına alışmakta güçlük çekecek olan yatırımcılar için, istikrar kazandırılmış bir İMKB tek alternatif olarak ortaya çıkacaktır.
Reel faizlerin düşmesiyle birlikte tasarruf sahipleri alternatif yatırım araçları arayışı içerisinde olacak bu da yatırım şirketlerinin işlem hacimlerini ve kârlarını artıracak kanaatindeyiz.

YATIRIM BANKACILIĞINDAN DESTEK Piyasaya derinlik ve istikrar kazandırılması halinde uzun vadeli yatırımlarla, hem şirketler halka arzlarla gelir elde ederek yeni yatırımlar yapma imkanı bulacak, hem de yatırımcılar derinlik kazanan piyasada spekülatif hareketlerle zarara uğramayacaklardır. Yani, kısacası düşük enflasyon ortamında “Yatırım bankacılığı destekli kurumsal bankacılık”  yapma hedefi ile hareket edersek kazanırız.

LEASING HAREKETLENECEK Düşük enflasyonda yatırımların artacağı düşünüldüğünde leasing şirketlerinin ön plana çıkması söz konusu olacaktır. Uzun vadeli planlama yapan şirketler üretimi artırmaya dönük yatırımlarının finansmanını leasing yoluyla gerçekleştireceklerdir.

“KÂRLILIĞIN ARTMASI İÇİN ÇAPRAZ SATIŞ ÖNEMLİ”

ÖMER ARAS / FİBA HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKAN YARDIMCISI

YÜZDE 25’LİK BÜYÜME HEDEFİ Grup olarak 2004 yılı için yüzde 25’lik reel büyüme hedefimiz var. Bu hedefe ulaşmak için de yeni sektörlere yatırım yapmak yerine en iyi bildiğimiz işlerde uzmanlaşarak pazar payımızı büyütme arzusundayız. Öncelikle Finans Portföy ve Finans Sigorta iştiraklerimizde hızlı büyümenin devam edeceğini düşünmekteyiz. Kârlılık açısından bakıldığında finansal iştiraklerin bankaya olan katkılarında bir önceki döneme kıyasla ağırlık olarak önemli bir değişim beklemiyoruz.

STRATEJİK ORTAKLIKLAR KURULACAK Bankacılık alanında faaliyet gösteren gruplar, müşteri memnuniyeti ve ihtiyaçların karşılanması açısından finansal hizmet sunan diğer şirketler ile stratejik ortaklıklar kurarak kârlılıklarını artırabileceklerdir.

OUTSOURCING GELİŞMELİ Operasyonel verimliliğin artırılması için“arka ofis” işlemlerinin ortak yapılması, dışyaptırım (outsourcing) kavramının geliştirilmesi şarttır. Bugün finansal sektörde, özellikle bankalarda operasyonel eşyapım (duplication) çok yüksektir. Bu alanda kaynakların ortak kullanımı ve yatırımların ortak yapılması verimliliği artıracaktır. Bunun sonucunda daha rekabetçi ve kârlı bir finansal sektör oluşacaktır.

MÜŞTERİ TABANI GENİŞLETİLMELİ Ayrıca, tüm finansal şirketlerde gelecekte kârlılığa etki edecek unsurlar, müşteri tabanının genişletilmesi, ürün geliştirme, çapraz satış ve sermaye verimliliği kavramının etkin uygulanmasıdır. Bunlar arasında, “risk-getiri odaklı” faaliyet göstererek sermaye verimliğine ulaşmak en önemli başarı faktörü olacaktır.

BELGİN BAYIR LEVENT
[email protected]

Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz