“Birleşmenin Kitabını Yazdık”

Cevdet Erkanlı / Sümerbank Genel Müdürü Cevdet Erkanlı, Sümerbank’ın genel müdürü... Ancak, o sıradan bir kurumun değil, 6 bankanın birleşmesiyle oluşan bir bankanın genel müdürü...  26 Ocak...

1.07.2001 03:00:000
Paylaş Tweet Paylaş

Cevdet Erkanlı / Sümerbank Genel Müdürü

Cevdet Erkanlı, Sümerbank’ın genel müdürü... Ancak, o sıradan bir kurumun değil, 6 bankanın birleşmesiyle oluşan bir bankanın genel müdürü...  26 Ocak 2001’de başlayan birleşme sürecinde, hiçbir danışmanlık almadan, tamamen ekibiyle çalıştı. Şubeler kapatıldı, emlak ve çok sayıda ekipman satışa çıkarıldı. Genel müdürün deyimiyle, “belki de bir ilk” gerçekleştirildi. Sonuçta banka kar eder hale geldi. Erkanlı, “Bu operasyonla Türkiye’de birleşmenin el kitabını da yazmış olduk” diyor.

Türkiye’de son 1 yılda gerçekleştirilen banka operasyonu sırasında en kilit rol oynayan bankalardan biri de Sümerbank oldu. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bünyesinde bulunan bankaları birleştirip, sayılarını artırmada, Sümerbank “çatı” kuruluşlardan biri rolünü üstlendi. Sümerbank, 6 bankanın çatısını oluştururken, Türkiye’nin en büyük 10 bankası arasına da girdi.

26 Ocak 2001 tarihinde başlatılan birleştirme operasyonu, ikinci krizin patlak verdiği 19 Şubat tarihinde resmen son buldu. Söz konusu operasyonla 5 banka, 294 şubeyle Sümerbank şemsiyesi altında bir araya geldi. Daha sonra bu yapıya Ulusal Bank da eklendi.

Birleştirilmiş 6 bankayı satışa hazır hale getirmek için yapılan çalışmalar mayıs ayında sona erdi ve banka 31 Mayıs tarihi itibariyle de satışa çıkarıldı. Satış süreci, röportajın yapıldığı günlere denk geldi ve belki de dergi piyasaya çıktığında, bankanın yeni sahibi açıklanmış olacak. Cevdet Erkanlı, bu konuda bir şey söylemedi ama muhtemelen bankanın yeni sahibi Oyak Grubu olacak.

Fon bünyesinde bulunan 6 bankanın tek çatı altında birleştirilmesi çalışmalarını yürüten ekibin başında Cevdet Erkanlı var.. Hazine yeminli murakıplığından sonra Kentbank’a genel müdür yardımcısı olarak geçen, ardından da genel müdürlük koltuğuna oturan Erkanlı, birleşme öncesinde Egebank’ın genel müdürlüğünü yürütüyordu.

Cevdet Erkanlı, 294 şube ve 9 bin 141 personelle başlattıkları birleştirme çalışmalarında, hangi aşamalardan geçildiğini Capital’e anlattı. “Birleşmenin el kitabını, kılavuzunu hazırladık” diyen Erkanlı, birleşme sürecini ve bankanın satışa hazır hale getirilmesinde izlenen stratejilerle ilgili soruları yanıtladı:

Sümerbank’ta nasıl bir geçiş süreci yaşandı?

26 Ocak Cuma akşamı, Fondaki Bankalar Ortak Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Altınok, fondaki bankaların tüm üst düzey yöneticilerini topladı ve Yaşarbank, Egebank, Yurtbank, Bank Kapital ve Sümerbank’ın, Sümerbank şemsiyesi altında, 20 Şubat tarihine kadar birleşeceğini ve bu birleşmenin benim sorumluluğum altında olacağını açıkladı. Tevfik Bey, aynı zamanda, bu birleşik bankanın eylül ayında satışa hazır hale gelmesi gerektiğini de belirtti.

Sonuçta, birleşme çalışmaları için ayrı bir organizasyon yapısı gereği ortaya çıktı. Bu da her temel bankacılık işlemi için ayrı çalışma gruplarının örgütlenmesini gerektiriyordu. Bunun sonucunda 13 ayrı çalışma grubu kurularak herbir genel müdür yardımcısı arkadaşımın başkanlığında toplanması karar verildi. Örneğin, 5 bankanın krediler müdürü bir araya gelecek ve birleşmenin nasıl olacağını kendi aralarında konuşarak sonuca ulaşmaya çalışacaklardı. Çalışma gruplarının başındaki arkadaşlarım da, benim başkanlığımda oluşturulacak birleştirme komitesine nihai sonuç için geleceklerdi.

Nihayet her çalışma grubunun bilgi birikimi ve uygulayacağı metodlara göre ele alması gereken konular ortaya çıktı ve alt alta yazıldı. Bu metin 3-6 aylık bir çalışma süresini gerektiriyordu. Oysa önümüzde bir ay süre vardı ve tüm bu işlemler bu süre sonunda sadece Sümerbank çatısı altında yapılacaktı.

İşte o inanılmaz süreç o zaman başladı. Çalışanların tamamı büyük bir sabır ve özveri ile çalıştı. Bunların sonucunda binden fazla kalem iş tek tek yapıldı, ortaya bir banka birleştirme kılavuzu çıkardık. Yani hukuken ve pratikte banka birleştirmesi nasıl yapılır konulu bir el kitabı artık hazırdı. 16 Şubat Cuma günü bankalar kendi kimlikleri ile son kez çalıştılar.

Şubat krizi başladığında tek çatı altında birleştiniz...

Evet, öyle denilebilir. 19 Şubat Pazartesi günü kapılarımızı Sümerbank olarak açtık. Düşünün; 5 tane farklı bankanın sistemini birleştirmeye kalkıyorsunuz ve ortak bir dil ile üçüncü şahıslara hitap edeceksiniz. 

Bu işin içinde çok kompleks şeyler var; EFT, swift, takas işlemleri, muhabir ilişkileri ve ATM cihazları, ilk anda aklıma gelenler. Yapacağınız herhangi bir hata tüm ödeme sistemlerini kilitleyebilir ve istenmeyen sonuçlar yaratabilirdi.

Biz hukuki olarak birleşme işlemini tek çatı altında toplarken, operasyonel olarak da tek banka olmayı da başardık. Örneğin, Yaşarbank’ın çekini alan bir müşteri, Egebank’ın bir şubesine geliyor ve Sümerbank’ta sanki aynı bankadaymış gibi işlemini yaptırabiliyordu. Bu ve bunun benzeri bankacılık hizmetleri için arkadaşlarımız olağanüstü bir çaba ile ortak işlem merkezini kurdular ve 5 ayrı bankanın başlangıçtaki farklı bilgi işlem sistemlerini tek bankaymış gibi çalıştırmayı başardılar.

Biz Pazartesi kepenkleri yeni Sümerbank olarak açtığımız zaman, ödeme sisteminde bir sıkıntı yaratmayalım diye düşünürken pandora kutusu açıldı ve meşhur 19 Şubat krizi ortaya çıktı.  Yani kriz ile işe başladık.

Birleşme sürecini rakama dökecek olursak?

26 ocakta henüz Ulusal Bank yoktu, 294 şubede, toplam 6 bin 45 kişiydik. Hedeflenen 135 şubeye Ulusal Bank’ı da dahil ederek Mayıs ayı sonunda ulaşmışız ve şu an (19 Haziran) için toplam 3 bin 407 kişiyiz.

Bu arada atlamadan ilave edeyim; arkadaşlara, “Eylül ayına kadar bankayı satışa hazır hale getirmemiz gerekiyor” dedim. Bu şu demektir; Eylül’e kadar süremiz var.

Arkadaşlarımız inanılmaz bir irade gösterdiler. Yönetim kurulumuz bize Eylül ayı sonunu “dead line” olarak vermişti ama benim kafamda Mayıs sonu nihai tarihti. Haziran ayı sonunda da satış işi bitecekti. Zaman bizim aleyhimize çalışıyordu ve yukarıda belirttiğim gibi birleştirme ile uğraşıyoruz diye ilgilenmemiz gereken müşterilerimizi ihmal etmemeliydik. 

Birleşme sürecinde danışmanlık hizmeti alındı mı?

Hayır, almadık. Her şeyi kendimiz yaptık, kendi kurallarımızı yazdık ve uyguladık. Bir bakmışız, ona zaten gerek kalmamış. Burada en önemli olan şey, işin çabuk bitmesiydi. Dolayısıyla, Mayıs ayı sonunda bitirdik. Tek dil ile konuşan 135 şubeli bir yapı için, Haziran ayını, “ince ayar dönemi” olarak değerlendirerek 1 Temmuz’da temiz bir sayfa açalım dedik.

Bu durumda açılıyor mu?

Evet, açıyoruz… Bu arada, biz bu işleri çabuk yaparken de, patronlarımız olan yönetim kurulu, TMSF ve BDDK boş durmadı ve banka satılabilir hale geldiği için satış sürecini başlattı. 31 Mayıs itibariyle ihale süreci başladı.  Dolayısıyla, biz en azından Eylül ayına kadar olan süreyi kazandırmış olduk.

135 şubeye düşüldü, personel sayısı da öyle oldu...

Baktığımız zaman, 31 Mayıs itibariyle 3 bin 603 kişiye düştük, bugün (19 Haziran) 3 bin 407 kişiyiz. Daha da süreç devam ediyor. Birleştirme tarihinde, 26 Ocak’ta, 6 bin 261 kişiydik. Öncesinde de bu bankalarda toplam personel 9 bin 357 kişiymiş. Yani, aşağı yukarı üçte ikisi azalmış.

Burada ne yaptık? Bizim sayımızın düşmesi gerekiyordu. Benim gönlümden geçen, öncekinde kim hangi oranda girmişse, sonrasında da aynı oranı korusun. Yani, hiçbir banka toplam içerisindeki oranını kaybetmesin.

Ama her şeyden önce kişileri değerlendirecek kişisel ölçüm sistemi kullanmamız gerekiyordu. 5 bankanın insan kaynakları müdürleri oturdu ve bir karne hazırladı. 20 ayrı kriterden oluşan bir rating yapıldı ve daha sonra, ratinglerle insanlar bir havuza konuldu. Bir taraftan süreç devam ediyor. Şube kapatılması, azalma olması gerekiyordu. Ve sayı bugün itibariyle 3 bin 407 kişiye düştü.

Daha da düşecek mi?

Evet, 3 binin altına düşecek. Hoş değil ama şu da bir gerçek. Ben kurum için bunları yapıyorum ama ben istihdamdan sorumlu bakan değilim ve gerçekler var. Yoksa, kim adam çıkarmak ister ki. Çünkü, ben de bir çalışanım ve yarın da belki buna maruz kalacağım.

Birleşme sonrasında sadece mevduat işlemlerinde etkindiniz, kredilerde adeta yoktunuz. Bu, mali yapıdaki sorunlardan kaynaklanıyordu. Yeni dönemde burada bir iyileşme olacak mı?

Ben eski bankalar yeminli murakıbıyım, denetim elemanıyım. Bazı bankaların, sıkıntıda olan bankaları, devlet gözetimine aldıran raporlarda benim imzam var. Demek istediğim şu, bir rehabilitasyonun nasıl olması gerektiğini ortaya koymak gerekiyor. Burada da yapılması gereken iki husus var. Bir tanesini, patron direkt yapar ve nakit sermaye koyar. İkincisi, yönetim atar ve o yönetimden yapılması gerekenleri ister. Ben vicdanen huzurluyum. Rakamlar da bunu gösteriyor.

Sümerbank’ta yönetimin yapması gereken, yönetimin desteğiyle, ortak yönetim kurulundan sonra hız kazandı, icranın başı olarak yapılması gereken her şeyi yaptığımızı düşünüyorum. Rakamlara da yansıyor. Ama, bir bankanın rehabilite edilmesi için en önemli şart, tam gerçekleşiyordu ve TMSF, kağıt vererek bankaların öz kaynakları eksiden artıya geçecekti. Ama kasım krizi geldi, o zaman yüzde 35’lik kağıtlar verdiler ve bu kağıtlar halen swap edilmiş değil.

İkincisi, 15 Mayıs’ta verilen kağıtlardır. Dolayısıyla sermaye koyma işi ne kadar gecikirse, siz ağzınızla kuş da tutsanız banka olarak yapabileceğiniz işler kısıtlıdır; fazla bir şey yoktur. 100 liralık zararı 90 liraya indirebilirsiniz, biz bunu gösterdik. Ama 100 liralık zararı, ortadan kaldırma becerisini gösteremezsiniz.

Çünkü sermaye yok...

Evet, öyle sermaye yok. Bunu ortadan kaldırabilmeniz için çok büyük hacimlerde, çok büyük spread’lerle yabancı kaynak toplamanız ve bunu kullanmanız gerekiyor. Zaten burada fiili imkansızlık var. Dolayısıyla baştan itibaren yapılması gereken şey, sermayenin artırılmasıdır. Negatif öz kaynağın ortadan kaldırılmasıdır.

Dolayısıyla benim patronumun olanakları, Mayıs 15’te bu bankaya, kağıt olarak sermaye koymaya elverdi ve o tarihten sonra banka bilançosunun değiştirme şansına sahip olduk. Ama nakit olmadığı için de likidite ihtiyacını bu olanaklarla sağlamaya çalıştık.

Nasıl düzeldi?

Eskiden zarar vardı, bir şey getirmediği gibi götürüyordu. Şimdi karşılığında kağıt var ve bunun üzerinde bir getiri var. Hiç olmazsa bir şey götürmediği gibi, bir getiri sağlıyor. Getirisi ile fonlama maliyeti arasında bir fark varsa, ben fonlama maliyeti lehine zarar yazmaya devam ederim. Ama eskiye göre çok daha az olur.

Kasım ayında, bütün fon bankalarına yüzde 35’lik TL kağıtları verildi. Bunları da inşallah swap edeceğiz. Artı, dövize endeksli kağıtlar verildi. Bu tahvillerin Libor +2.75’lik faiz getirisi var. Biz o dönemde döviz mevduatına yüzde 24-25’le vermek zorunda kaldık. Ama her şeye rağmen, daha önce sıfıra yüzde 24 çalışıyordu. Ardından tahvilleri almamızla, getiri yüzde 8.75, faiz gideri de 24 idi ve zarar etmeye devam ettik. Ardından şubat krizi geldi, bankayı birleştirdik.

15 Mayıs’ta yeniden tahvil verildi. Bu sefer dövize endekslilerin 3 ayda bir yüzde 12’lik kupon faizi vardır. Libor+2.75 ile kıyaslarsanız, daha iyi bir getiri söz konusu. TL kağıtları, ihale faizlerine endekslendi. Şimdi de swap sonucu var. Biz buna girmedik. Oradaki getiri de yüzde 14.5-14.85. Bizimkinin bir kısmı yüzde 8.75, bir kısmı yüzde 12, bir kısmı da halen yüzde 35. Ben bu yüzde 35’lik kağıdı mevduatla veya İMKB’den, interbank’tan fonluyorum.

15 Mayıs’ta verilen kağıtlarla, rehabilitasyon için attığımız ilk adımdır. Ama biz Sümerbank olarak 6 aydır daha rekabet edebilir bir banka hazırlamaya çalışıyoruz. Bunda da önemli ölçüde başarı sağladık.

15 Mayıs’ta konulan kağıtlarla, bankadaki zararın tamamı ortadan kalkmış oldu mu?

Kalktı. Kalkmasının ötesinde bilançoda etkisini gösterdi ve mayıs ayı itibariyle kara geçtik. 30 Nisan’da 1 katrilyon 117 trilyon zararımız vardı. Bu 4 aylık bir zarar. Bu zarar, mayıs ayı sonu itibariyle 969 trilyona düştü. Yani, 147 trilyon lira kar etmişiz. Bilanço büyüklüğümüz, 31 Mayıs itibariyle 6.2 katrilyon liraya ulaştı. Bu da en büyük 7’inci banka olduğumuz anlamına geliyor.

İştiraklerden sadece Kapital Sigorta ve İrlanda’daki Ege Invest satıldı. Diğer iştiraklerin satışı ne durumda?

31 Mart tarihi itibariyle satış takvimi çıktı ve anons edildi. Bunlara daha sonra Ulusal Bank da dahil oldu. 6 yatırım şirketi, 5 factoring, 6 leasing şirketi, 1 kart operasyon hizmeti veren şirket, Almanya’da bir banka, Romanya’da bir banka ve Kapital Sigorta dışında 2 sigorta şirketi var. Bunlar için de satış işlemleri devam ediyor. Buradaki amacımız, bu kuruluşların ekonomik değer olarak devam etmelerini sağlamak.

Ege Yatırım şirketine teklif verenlerden Avrasya Yatırım Holding’in başını çektiği konsorsiyuma; K Yatırım’ın Dundas & Ünlü Co’ya; Yurt Menkul Değerler’in de, 5 eski bankacıya satılması kararı alındı. Satış için gerekli izin başvuruları yapılacak.

İştirak satışından ne kadar tahsilat beklentiniz var?

Hesap yapmadık ama normal koşullarda bizim 38-40 trilyon lirayı cebimize koymamız gerekiyor.

Factoring, leasing ve sigorta şirketlerine ilgi ne düzeyde?

İlgi var, onlarla ilgili görüşmelerimiz devam ediyor. Almanya’daki bankaya 2 talipli var. Ama bu çalışmalar biraz ağır gidiyor. Romanya’daki bankaya talipli var. Onunla ilgili görüşmeler devam ediyor ve her an satış kararı çıkabilir.

Sigorta şirketleri için, talipliler geldi, görüşmeler yaptık. Biz iştiraklerimizi satmaktan korkmuyoruz. Ama kendimizce, malın ederinin altında gittiğini düşünmüyorum. Talipliler de bizi bu iştirakleri satmak zorunda kaldığımızı düşünmesinler. Biz bu şirketleri, ekonomiye katkı sağlasın diye satıyoruz. Aynı zamanda likiditasyon sağlamaya mecburuz, Biz bankayız, birden fazla şirketi taşıyamayız, elemine etmemiz, gerekirse tasfiye etmemiz gerekiyor.

Masa, sandalye, bilgisayar, aracı kurum, sigorta şirketi satıyorsunuz. Bu işlemler yapılırken, bankacılık yapmayı unuttunuz mu? Bankacılık işlemleri, 1 Temmuz’da mı başlayacak?

Satış sürecine girmek, işin rengini birazcık değiştirdi. Birleşen 6 bankadan, Bank Kapital ve Ulusal Bank, sürece daha sonra katıldı. Diğerlerinde küçülme süreci başlamıştı. Biz Egebank’ta müşterilerimize bankamızı unutturmamak için, becerilerimizi gösterebilmek için küçük riskler almamız gerektiğini düşündük.

Ben Egebank’ta arkadaşları nasıl koşturdum? Onlara şunu dedim: “8 banka var ve bunlar satılacak. Eğer damat adayı çıkarsa, en güzelini ister. Üstelik biz kaza geçirmişiz, bu yüzden en güzeli, en cazibini talip olur. Bu yüzden elimizden gelen çabayı göstermemiz gerekiyor. Bu çabayı çalışarak yapabiliriz.” 

3 ayda bir performans toplantılarına devam ettik ve o dönemde kredi de veriyor idik. Fonun bize tanıdığı olanaklarla bunu yaptık. Çünkü, sermaye yok ve istesek de büyük riskler alamazdık.

Sırf şubeler, müşterilerin gereksinimlerini görsünler, varlıklarını ortaya koysunlar diye sınırlı miktarda krediler kullandırdık. Mesela, krizden önce bizim nakit kredilerimiz 70 trilyon liraya ulaşmıştı. Şimdi 1 milyar lira bile kalmadı. Çünkü, Kasım krizi geldi, bütün piyasa kilit oldu. Tam kasım krizi aşılıyordu, birleşme süreci başladı ve krediler tamamen durduruldu.

Şubat krizi patladı, her şey felç oldu. Kredi satacak istekli bir tane banka olmamasına gibi, kredi isteyecek firma da kalmadı. Piyasada iş güç yok. Dolayısıyla kredi faaliyetini kasımda durdurduk ve halen de öyleyiz.

Birleşme sürecinde biz 1 Temmuz’da yeni bir sayfa açacaktık. Kriz ortamı vardı ve satış sürecine girdik. Ama, piyasa açık olsaydı, kredi işlerinden döviz işleminden, sermaye piyasasına kadar güzel iş yapıldığı bir dönemde biz bu birleşme işlerini yapmış olsaydık, ben dünyanın en mutsuz insanı olurdum. Çünkü, biz bu işlerden dolayı müşteri kaçıracağız, iş kaçıracağız, piyasadan pay alamayacağız diye çok üzülürdüm.

Zamanınızı böyle mi değerlendirmiş oldunuz?

Evet, boş zamanı birleşme süreciyle değerlendirmiş olduk. Aksi takdirde herkes oturuyor olacaktı. Biz zamanımızı yeniden yapılanma için harcamış olduk.

Satış süreci ne zaman bitecek?

Yakında bitmesi, sürpriz olmamalı. Belki de, derginiz piyasa çıktığında, satışla ilgili karar verilmiş olabilir. Çünkü, var olan takvime göre, gelen teklifler değerlendirilecek ve eğer bir aksilik olmazsa 28 Haziran’da karar verilecek.

Biz 6 bankayı, en iyi şekilde birleştirdik ve satılabilir, rekabet edebilir bir banka yarattığımız kanaatindeyim. Evet, kredilerde 1 Temmuz’da temiz bir sayfa açmak istiyorduk. Ama satış süreci ve piyasa koşulları buna olanak vermiyor. Umarım, anahtarı yeni sahiplerine teslim ettiğimizde, bu bankayı alıp, çok daha iyi yönlere götürürler.

HARAÇ MEZAT SATIŞ NE GETİRDİ?

Şubeler azaltıldı, stokta çok sayıda mal elden çıkarıldı? Ne kadar tahsilat yapıldı?

Bugüne kadar 12 trilyon liralık mal sattık. Bunun 9.8 trilyon lirasını da müzayede satmışız. 31 Mayıs’a kadar ise ancak 1.8 trilyon liralık satış yapabilmiştik. Bu yüzden müzayede sisteminin başarılı olduğunu söylemem gerekiyor.

31 Mayıs tarihine kadar 917 milyar liralık iştirak –o da Kapital Sigorta-, 337 milyar liralık araç ve 66 milyar liralık gayrimenkul satışı yaptık. 31 Mayıs’tan itibaren de müzayede sistemi başladık ve satış tutarı 11.9 trilyon liraya ulaştı. Daha da satacağız, çünkü depolarımız ağzına kadar mal dolu ve satacak eşya çok.

Bu satışlardan 100 milyon dolar mı bekliyorsunuz?
Teklif verip, asgari fiyatın altında kalanlar var. Bunlar da 11 parça. Biz bu gayrimenkuller için 16 trilyon liralık ekspertiz değeri belirlemişiz. Bu değeriyle satacak olursak bile toplam rakam 28 trilyona ulaşıyor.

Burada bitecek mi? Hayır, bitmeyecek. Çünkü, 757 parça gayrimenkul var ve bunlara borçlardan, icralardan dolayı yenileri ekleniyor. Biz bunların sadece 93’ünü 8 trilyon liraya satmışız. Büyük parçalar da henüz elimizde. Aynı mantıkla gidersek, 100 trilyon lira olmasa bile, 50-60 trilyon liralık gayrimenkul satabiliriz. Müzayedeye daha önce başlasaydık, çok daha fazla satabilirdik diye düşünüyorum.

PATRON ALACAKLARINI DEVRETTİK

Aktif tarafında yer alan ve sorunlu olan kredilerden, alacaklardan ne ölçüde tahsilat yapabildiniz?

26 Ocak’ta biz 312 milyon dolarlık alacağı protokole bağlamışız. Aylık 10 milyon dolarlık tahsilat yapmamız gerekirken bu rakam 4 milyon 471 bin dolarda kaldı. Tahsilata devam ederken, şubat krizi patlak verdi. Ocak-Mayıs döneminde tahsil etmemiz gereken alacak tutarı 33 milyon dolar iken, yapabildiğimiz tahsilat tutarı 12.5 milyon dolar.

Dolayısıyla, tahsilat yapmaya devam ediyoruz. Ancak, 18 Haziran Pazartesi gününden itibaren, başta patron riskleri olmak üzere tüm kötü alacaklarımızı TMSF’na devrediyoruz. Bu süreç başladı ve temmuz ayı sonuna kadar tüm dosyaları devrediyoruz. Çünkü, bu zararların karşılığında kağıt alındı. TMSF, devletten aldığı borçla bu kağıtları bize verdi ve kötü alacakları bizden alıyor. Kağıtları koyarak, bize hareket imkanı sağladı. Likidite anlamında rahatlık sağladı mı, hayır. Ama kağıtla ben likidite yaratıyorum.

Dosyaları devretmeye başladınız. Eski sahiplerden Murat Demirel, Hayyam Garipoğlu, Ali Balkaner, Mahmut Ceylan’dan herhangi bir tahsilat söz konusu oldu mu?

Olacak, kısmen de oluyor. Ama, Murat Demirel’den oluyor mu derseniz, toplasak el koyduklarımızdan 1-2 trilyon lira mertebesindedir. Sınırlı ama ortada da bir şey gözükmüyor. Garipoğlu’nda fabrikalar; Ceylan’da, Balkaner’de gayri menkuller var. Yaşar Grubu, birtakım ödemelerde bulundu ve bulunmaya devam ediyor.

5 bankanın bir tanesi Ali Balkaner’in. Onun gayri menkulleri, projeleri var. Gayrimenkul yatırım ortaklığının 110 milyon dolarlık ekspertiz değeri var. Bunu da zamanında Emlak Bankası yapmış. Bu ekspertiz değeri ama proje değeri 600 milyon dolara çıkıyor.

Ama proje olması için buraya yeniden para koymanız, satabilmeniz, organizasyon lazım. Dolayısıyla bazı şeyler gerçek de olabilir, afaki de gelebilir. Piyasa koşullarına göre de değişebilir. Ama ben inanıyorum ki, malı mülkü olanlardan tahsilat yapılabilir.  Ama artık onu da fon takip edecek.

Biliyorsunuz, Bankalar Yasası değişti ve fon kendisi tahsil etmek için hazırlık yapmaya başladı ve biz de dosyaları devretmeye başladık. Ama 31 Mart itibariyle, batıklardan tahsil ettikleri stok tutarı da 145 trilyon liradır.

MEVDUAT FAİZLERİ NASIL DÜŞTÜ?

Kredi ve diğer işlemlerde yoktunuz ama mevduat tarafında etkinliğiniz kaybolmadı. Mevduat faizlerindeki yük azaldı mı?

Evet, azaldı. Rakam olarak söyleyemem ama bunu oranlarla ifade etmek mümkün. Örneğin, şubat ayında 24-25’le topladığımız bir ay vadeli döviz mevduatlarında faiz oranını yüzde 11’e düşürdük. Bu oranı mart ayı sonunda yüzde 16’ya, nisan sonunda yüzde 14’e ve mayıs sonu itibariyle de yüzde 11’e geriledi. TL mevduat için de benzer bir düşüş oldu. Şöyle ki, bir aylık vadeli mevduatlara şubat ayında yüzde 110 verirken, bu oran mart sonunda yüzde 88’e, nisan sonunda yüzde 75’e ve mayıs sonunda da yüzde 66’ya geriledi.

Biz daha önce açıklanan plan doğrultusunda günlük piyasadan çekildik. Ama bir şey var. Biz 1 Mayıs’tan itibaren mevduat faizlerini peyderpey indirmemize ve bu işe öncülük etmemize rağmen, stok mevduatımızda düşüş çok. Çünkü, 500 bin mudisi olan bir banka haline geldik. 135 şubede, 3 katrilyon lira mevduat var. 135 şubede, ortalama 24 trilyon liralık mevduat stoku var. Her şubede bir dolu müşteri girmiş. Özellikle bireysel müşteri ve mudi girmiş. 23.7 trilyon lirayla kıyaslarsanız, bu bankanın şubeleri, rekabette önemli ölçüde ölçek avantajını kullanır hale gelmişler. 5 banka bir araya gelmiş ve kocaman bir hacim yaratmışlar.

Bir çalışma yaptık ve kamu bankaları dışındaki 5 bankanın şubelerindeki ortalama mevduatına baktık. Çıkan sonuç; 7 trilyon lira. Burada 23.7 trilyon lira. 2 aydır da mevduat düşmüyor ve vatandaş bize karşı teveccüh gösteriyor.

Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz