Özellikle ihracatçı ve ithalatçı şirketler bu ürüne yabancı değil. Geçmişte kullananlar vardı. Ancak, ekonomik krizden sonra forward piyasası neredeyse durdu. Aşırı dalgalanmalar nedeniyle piyasa i...
Özellikle ihracatçı ve ithalatçı şirketler bu ürüne yabancı değil. Geçmişte kullananlar vardı. Ancak, ekonomik krizden sonra forward piyasası neredeyse durdu. Aşırı dalgalanmalar nedeniyle piyasa işlemez hale geldi. Şimdi ise normale dönüş var. Dalgalanmanın belli düzeylere gerilemesi, bu ürünün cazibesini artırdı. Finansbank, Koçbank ve TEB’in öncülüğünde forward işlemleri yeniden başladı. Bankacılar, “İhracatçıdan turizmciye, döviz riski taşıyanlar için ideal bir ürün” değerlendirmesini yapıyor.
Dövizdeki dalgalanmandan şikayet etmeyen işadamı kalmadı. Geçtiğimiz yıl doların 1.7 milyon lira düzeyine dayanmasıyla birlikte, iş dünyasından “Ne oluyoruz, dövizdeki bu dalgalanma sürdükçe biz iş yapamıyoruz” şikayetleri gelmişti. Ardından, hızlı yükseliş yerini düşüşe bıraktı ve dolar kuru 1.3 milyon düzeyine geriledi. Bu kez de yakınmalar tam tersi yöndeki hareket için devam etti. Kurların düşüklüğünün, TL’nin değerlenmesinin, özellikle ihracatı olumsuz etkileyeceğinden söz edilmeye başlandı. Kısacası, endişe ve şikayetler devam etti. Sorun, dövizdeki dalgalanmadan, tahmin edilemeyen hareketlerden kaynaklanıyordu.
Doların, 3-4 günlük sürede 50-60 bin lira arasında dalgalanma göstermesi, ihracatçı, ithalatçı, döviz kredisi kullanan ve döviz yatırımı yapan herkesin, bütün dikkatini kur hareketleri üzerine yönlendirmesine neden oldu. İş dünyasında bu tablodan rahatsızlık duyanların varlığı dikkati çekti.
Ancak, kurdaki dalgalanmalardan, kriz dışında o kadar da endişe etmek gerekiyor. Çünkü,tüm dünyada belli ölçülerdeki kur dalgalanmalarından korunmak için geliştirilen yöntemler var. Bu yöntemlerle, dalgalanmalardan “korunmak” ya da daha yumuşak geçişler sağlamak mümkün. Bu yöntemlerdin biri “forward” işlemleri.
Türkiye’nin politika olarak kur sistemini tamamıyla değiştirdiğini düşünürsek, özellikle döviz işlemleri olan şirketlerin, işadamlarının bu yöntemleri kullanma konusundaki becerilerini geliştirmeleri gerekiyor.
Kur riskine dikkat edin!
Dalgalı kur sistemine giren Türkiye’de, yıllık 70 milyar doları aşan dış ticaret hacmi, ekonomi için büyük bir kur riski anlamı taşıyor. Ortadaki bu risk, hem ithalatçı hem de ihracatçı kesim için büyük bir önem arz ediyor. Bu yüzden de şirketlerin çalışma prensiplerini gözden geçirmesi ve oluşabilecek risklere karşı önlem alması kaçınılmaz olarak görülüyor.
Bir bankacı, “Kurun dalgalanma oranının yüksekliği ortada. Şirketler zaten düşük kâr marjlarıyla çalışıyorlar. Yanlış yapılırsa, kâr ortadan kalkacağı gibi, zarar olabilir” diyerek şirket yöneticilerini, kur riski almamaları için uyarıda bulunuyor. Bu da forward gibi yöntemlerin böyle dönemler için geçerliliğinin artık denenmesi gerektiğini gösteriyor.
Aslında 2001 Şubat krizine kadar, bankalarla yapılan forward alım/satım sözleşmeleriyle, gerek ithalatçı gerekse ihracatçı kesim, döviz risklerinden korunabiliyordu. Ancak, dövizdeki yüksek dalgalanma ile birlikte, bu piyasa fiilen çalışamaz duruma geldi.
Piyasa da canlılık var
Döviz kurlarındaki göreceli istikrar, dalgalanma oranının düşüklüğü ve TL faizlerindeki gerileme, bankaları forward piyasasını canlandırmaya itiyor. Finansbank’ın başlattığı reklam kampanyası, sessiz ve derinden giden bu çalışmaları su yüzüne çıkardı. Ardından, Koçbank ve Türk Ekonomi Bankası (TEB), işlemleri duyurma kararı aldı. Özellikle de nisan ayı başından itibaren ağırlıklı olarak ihracatçı, ithalatçı ve turizm sektöründeki müşterilerine yoğun bilgilendirme ve pazarlama kampanyası başlattılar.
Denizli, İzmir, Bursa, Antalya ve Gaziantep gibi illerindeki banka şubeleri, bu sınıfa giren şirketlere yönelik yoğun bir pazarlama politikası izliyor. Bankalar, şubeleri aracılığıyla pazarlama yaparken, Türkiye Bankalar Birliği ve Merkez Bankası’nın da vadeli piyasaların etkinlik kazanması için bilgilendirme toplantıları düzenleme kararı aldıkları belirtiliyor.
Bankaların bu kampanyasının da karşılık bulduğu söyleniyor. Bir bankacı, geçtiğimiz ay içerisinde yoğunlaşan pazarlama aktiviteleri karşısında şunları söylüyor: “Bakmayın 1-2 günlük harekete. Örneğin ihracatçı bir şirket, ağustos ayı için 1.5 milyonun üzerinde kur alabiliyor. O da biliyor ki, yaz aylarına geliyoruz ve kur bu kadar artmayacak. Bu yüzden bankalara vadeli döviz satmak, onların işine geliyor.”
Hangi bankalar atakta?
Bankacılar, son dönemde ağırlıklı olarak ihracatçı kuruluşlarla yapılan forward sözleşmelerde kayda değer oranda bir artış olduğunu söylüyor. Finansbank, şubelerini forward döviz alımı ve satışı için eğitimden geçirdi. Ayrıca, özel pazarlama kampanyasını devreye soktu, günlük forward kurlarını da internet sitesinden yayınlamaya başladı. Finansbank’ın fon yönetiminden sorumlu genel müdür yardımcısı Erdal Çetin, “Bizim duyurumuzdan sonra müşterilerden inanılmaz bir talep gelmeye başladı” diyor.
Koçbank ve Türk Ekonomi Bankası (TEB) üst yönetimi de, müşterilere yönelik tanıtım toplantıları düzenliyor. Koçbank’ın fon yönetiminden sorumlu genel müdür yardımcısı Mert Yazıcıoğlu , “Son 5-6 aydan beri yaptığımız sözleşmeler artarak devam ediyor. Şirketler de bu ürünü almaya çok istekli, gelecekte de çok yaygınlaşacak” diyor.
İhracatçı şirketlerin yoğun ilgisine karşılık, ithalatçı kesimden benzer bir talebin henüz oluşmadığı ifade ediliyor. Bazı bankacılara göre, tek taraflı piyasa olmaz. Bazılarına göre de, ithalatçı kesimde de hareketlenme var. Mert Yazıcıoğlu, “İthalatçılar, kurdaki dalgalanma nedeniyle, beklemeyi tercih ettiler ve stokları tükettiler. Şimdi ise forward işlemlere ilgi gösteriyorlar. Çünkü, bu onlara göre bir ürün” şeklinde konuşuyor.
Şirketlere önemli uyarılar
Bankaların vadeli kur satın alma ve satma girişimleri, şirketlerin ilgisini çekiyor. Ancak, bankacıların burada bazı uyarıları var. Birincisi, banka şubesine gelen her ihracatçı veya ithalatçının, bu tür sözleşmelere hemen imza atılmayacağını bilmesi gerekiyor. İlk aranan koşul, o müşterinin banka karşısında kredi limiti olup olmadığı.
Koçbank’tan Mert Yazıcıoğlu, “Kkapıdan içeri giren her müşterinin alabileceği bir ürün de değil. Kredi limitiyle ilgili ve limiti varsa, kullanabiliyor. Aksi takdirde nakdi teminat gerekiyor. Bu teminat Hazine bonosu da olabilir, mevduat da olabilir” diyor. Yazıcıoğlu, bu sözleşmelere imza atarak bir risk aldıklarını ve vade geldiğinde yükümlülüğün yerine gelmemesi olasılığına karşı teminat gerektiğini söylüyor.
Finansbank’ın fon yönetiminden sorumlu genel müdür yardımcısı Erdal Çetin de, benzer ifadeler kullanıyor: “Öncelikle bizde bir kredi limitinin olması gerekiyor. Limiti yoksa, o zaman gereken bilgileri getirir ve kredi analizi yapılır. Bu analiz yapılmadan, gerekli teminatlar alınmadan bu sözleşmeleri yapamayız”.
Denizbank’ın fon yönetiminden sorumlu genel müdür yardımcısı Bora Böcügöz ise forward sözleşmenin, sonuç itibariyle bir kredi riski olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Şirket, gelecekteki bir riskini hedge ediyor. Geçmişte, bu tür kontratlar yüzünden büyük sorunlar çıktı. Bankalar ile müşteriler mahkemelik oldular. Konuyla ilgili ciddi bir mevzuat da yok. Bu yüzden bankalar da dikkatli olmak zorunda.”
Vade bir yıla uzuyor
Bankalar, genellikle Hazine bonolarına endeksli faiz üzerinden hesap yaparak kur veriyor. Bazı bankalar, bir yıla kadar hem alış, hem de satış yönünde kur teklifi verirken, bazıları 3 ayı geçirmemeye çalışıyor. Denizbank’tan Bora Böcügöz, “Genelde 3 aya kadar yapılıyor. Bazıları veriyor olabilir ama biz 3 ayı geçen forward teklifi vermiyoruz” diyor.
Finansbank’tan Erdal Çetin de, “En çok talep, haziran-eylül ayları arasına geliyor. Biz bir yıllık vade veriyoruz ama gelen tekliflerde en uzun vade eylül ayı” diyerek, şirketlerin vade konusunda temkinli olduklarını söylüyor.
Damga vergisine dikkat
Şirketlerin dikkat etmesi gereken bir diğer nokta da, bu sözleşmelere karşı, şirketlerin ödemekle yükümlü oldukları binde 7’lik Damga Vergisi. IMF’e verilen niyet mektubunda bu verginin mayıs ayında kaldırılacağı ibaresi var. Ancak, bankacılar, kaldırılana kadar da, bu verginin ödenmesi gerektiğini ifade ediyor.
İkinci yükümlülük de, Kambiyo Gider Vergisi. Söz konusu vergi binde bir düzeyinde. O da, kontratın vadesi geldiğinde banka tarafından maliye adına tahsil ediliyor.
Bankacılar, mayıs ayından itibaren Damga Vergisi’nin kalkmasıyla, bu tür kontratların hem sayısal hem de hacim olarak artış göstereceğini söylüyor. Bora Böcügöz, “Mayıs ayında Damga Vergisi kalkarsa, haziran ayından itibaren forward sözleşmeler hızlanır. Çünkü vergi kalkınca, forward’ın cazibesi artacak” diyor.
DALGALANMADAN NASIL KORUNMALI?
İHRACATÇILAR: Forward sözleşme ile TL gelirinizi sabitlemiş oluyorsunuz. Bu şekilde, gerek ihracat yaptığınız ülkenin döviz kurunun dalgalanmasından, gerekse o döviz kurunun TL değerindeki değişimden etkilenmemiş oluyorsunuz. Böylece, gelen bir sipariş için kolaylıkla hesap yapabilir ve fiyat verebilirsiniz.
İTHALATÇILAR: Yapılan vadeli ithalatın TL değerini sabitleyerek, olası dalgalanmadan doğacak risklerden korunmuş oluyorsunuz. Bu şekilde maliyetlerinizi kontrol etme şansı yakaladığınız gibi, satış fiyatlarınızı da önceden belirleyebilme olanağına kavuşuyorsunuz.
TURİZMCİLER: Özellikle acenteler için birebir ürün tanımlaması yapılıyor. Böylece, bağlantıda bulundukları otel, restoran, havayolu şirketi gibi, kurumlara yapacakları ödemelerin tutarını da sabitleyebiliyor.
DÖVİZ BORCU OLANLAR: Döviz getirisi hangi kurdan ise borçlanma o kurdan yapılmalı. Ancak, koşullar buna elvermiyorsa, o zaman iki kur arasındaki parite değişim riskine karşılık forward kontratı gerçekleştirilmeli. Bankacılar, bu kontrat için, “En az maliyetli olanı, çünkü piyasası çok büyük” diyor. Euro’nun dolar karşısında 1 Ocak 1999’da 1.17 seviyesinden başladığını ve 0.80’e kadar gerilediğini unutmayalım.
BİREYSEL YATIRIMCILAR: Döviz yatırımından vazgeçmeyen kişilerin, sepet oluşturmalarını öneriyoruz. Örneğin, doların yanı sıra, Euro’ya da yatırım yapılmalı. Bu şekilde, Euro/dolar paritesi arasındaki dalgalanmadan da etkilenilmemiş olur. Örneğin, dolar yılbaşından bu yana yüzde 9 oranında değer yitirirken, Euro’daki kayıp yüzde 12’yi buldu.
“SPEKÜLASYON YAPMANI, RİSKLERİNİ SİGORTALAYIN”
İsmail Yanık/Türk Ekonomi Bankası
SPEKÜLASYONDAN KAÇININ Şirket yöneticilerinin, ana konularının dışına çıkarak boşu boşuna spekülasyon yapmamaları gerekiyor. Dövizde spekülasyon ayrı bir iştir ve uzmanlık gerektiriyor. Kısa vadeli bakışa aldanıp, kazanma olasılığı var diye dövizde pozisyon alınabiliyor. Ama kâr etmenin ters tarafı olduğu da unutulmamalı. Her türlü riski hedge (korunma) etmeleri gerekiyor.
İthalatı varsa, ödeme tarihinden önce satın alacak, ihracatı varsa önceden satacak. Döviz borcu varsa, ihracat geliriyle o borcunu kapatacak şekilde planlama yapacak. İhracatı olmayan bir şirketin, döviz veya dövize endeksli kredi kullanmaması gerekiyor.
SİGORTA İHMAL EDİLMEMELİ Şirketler, nasıl depreme, yangına, sele karşı fabrikalarını, binalarını, üretim tesislerini sigortalıyorsa, şirketin finansal risklerinin de sigortalaması, hedge edilmesi gerekiyor. Bunun yolu da döviz risklerini “hedge” etmekten geçiyor.
TURİZMCİLER DİKKAT! Turizmciler, bu işi en çok yapmaları gereken grubun başında geliyor. Onlar için de en büyük risk, çapraz kurlar arasındaki değişimler. Tursem’in bu yüzden battığı unutulmasın. Şirketin geliri hangi cinsten ise döviz borçlanması da ondan olmalı. Farklılık göstermesi durumunda da çapraz kurdaki değişimden etkilenmemek için hedge yapmaları gerekiyor. Ki, bu en çok yapılan ve ucuz hedge ürünüdür. Gelirim döviz, borcum da döviz bir şey olmaz anlayışı olmaması gerekiyor. Çapraz kurlar arasındaki riskleri de gözardı etmemek gerekiyor.”
“FAİZLER DÜŞTÜKÇE PİYASA CANLANIR”
Sinan Akıman/Garanti Bankası Hazine Müdürü
“Bu tür ürünleri almak şirketlerin lehine. Piyasadaki spekülatif dalgalanmaları izleyip kâr edeceğim diye kalktığında, büyük bir darbe de yiyebilirler. Hem ihracatçı hem de ithalatçı şirketlerin bu ürünü alması gerekiyor. Çünkü, firmaların bu konuda bilinçlenmeleri ve spekülatif hareketlerden değil kendi işlerinden para kazanmaya odaklanmaları gerekiyor.
Bugünkü ortamda ihracatçı şirket, ‘yüksek kur aldım, nasılsa buraya gelmez’, ithalatçı da, ‘kuru bu seviyeden alırsam, kazıklanırım’ gözüyle bakmaması gerekiyor. Bu bakış yanlıştır, çünkü forward sözleşme yaptığında hem TL maliyetini sabitlemiş, kendi hesabını bilmiş oluyor, hem de işine odaklanabiliyor.
Dövizini satmak veya ithalatı varsa, ödeyeceği döviz için son günü bekleyenler spekülasyon yapmış oluyor. Bunların olmaması gerekiyor. İthalatçı, şu anda faizler yüksek olduğu için daha önce bir tarihten döviz alımına yanaşmıyor. Piyasa tek taraflı olmaz, ihracatçı kadar ithalatçının da ilgi göstermesi gerekiyor.
Şu anda şirketler, işlem yapmaktan ziyade daha çok bilgi alıyorlar, diğer bankalardan olduğu gibi bizden de kur soruyorlar. Faizler düştükçe forward piyasası canlanır.”
Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?