Hedef İlk 4 Arasına Girmek

Onur Umut / Finansbank Genel Müdürü    Onur Umut, Finansbank’ın genel müdürü… Her şeye rağmen 2002 yılını iyi geçirdiklerini söylüyor. Pazar payını kredide yüzde 5.25’e, mevduatta ise 2....

1.02.2003 02:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Onur Umut / Finansbank Genel Müdürü  
 
Onur Umut, Finansbank’ın genel müdürü… Her şeye rağmen 2002 yılını iyi geçirdiklerini söylüyor. Pazar payını kredide yüzde 5.25’e, mevduatta ise 2.25’e çıkardıklarına dikkat çekiyor. Bu performansla Türkiye’nin en büyük 5’inci bankası olduklarını vurguluyor ve hedefini açıkça ortaya koyuyor: “Biz 4 büyük banka içinde olmamız gerektiğine inanıyoruz. Zaten kurumsal bankacılıkta ordayız. Kartlarda da yine yerimiz orası. Diğer taraflarda da kendimizi geliştirip, uzun vadede ilk dört banka arasında olmayı hedefliyoruz”.  
 
Finansbank, 2002 yılında en çok konuşulan bankalardan biri oldu. Bunun en büyük nedeni de yabancı ortaklığa gitme yolunda atılan adımlardı. BNP Pariba ile yaptığı ortaklık görüşmeleriyle dikkatleri üzerine çeken banka, görüşmelerde masadan kalkan taraf olsa da, sektördeki yeniden yapılanmaya rağmen ciddi başarılara imza attı. Kredilerdeki payını yüzde 5,25’e, mevduattaki payını yüzde 2,25’e, dış ticaret işlemlerindeki payını ise yüzde 7’ye yükselten Finansbank, böylece sektörün 5’inci büyük bankası oldu.  
 
Şu sıralarda Fibabank’la birleşme çalışmalarını hızla sürdüren Finansbank, 2003 yılında yüzde 20-25 büyümeyi hedefliyor. Bankanın uzun vadede ulaşmak istediği nokta ise sektördeki ilk 4 banka arasında yer almak.  
 
Tüm çalışmalarını bu hedef doğrultusunda yaptıklarını söyleyen Finansbank Genel Müdürü Onur Umut, kurumsal ve bireysel bankacılıktaki başarılarını yeni alanlara taşıyacaklarını söylüyor.  
 
Önümüzdeki dönemde küçük ve orta boy işletmelere yönelik pazarlama stratejilerini artıracaklarını ifade eden Umut, bu amaçla ülke çapında bölge müdürlükleri kurduklarını söylüyor. Onur Umut, birleşme çalışmalarını ve geleceğe ilişkin hedeflerini Capital’e anlattı:  
 
2002 yılı bankaların yeniden yapılanmalarının hızla devam ettiği bir yıl oldu...  
 
2002, aslında tüm ülke için bence iyi bir yıl olarak geçti. Sonuçta çok ağır bir kriz yaşadık. 2002 yılına da yaralarımızı sardık.    
 
Bankacılık sektöründe de 2002 yılı yeniden yapılanma yılı olarak geçti. Türkiye’de bankacılık sektörü dünyanın hiçbir ülkesinde olmadığı kadar derin denetlendi, incelendi ve yeniden yapılandırıldı. Bu denetleme hiçbir sektörde olmadığı kadar derin bir şekilde devam ediyor.  
 
Dolayısıyla, bankacılık sektörü ülkenin ötesinde denetlendi ve düzenlendi. Şu anda bankacılık sektörünün tabii olduğu denetim ve düzenlemeler maalesef ülkenin diğer sektörlerinde uygulanmıyor. Uygulanmaması da birçok sorun yaratıyor. Çünkü, bankalarla diğer sektörler aynı ülkede faaliyet gösteriyor ve birbirlerinin müşterisiler. Ama siz başka şartlara tabii çalışıyorsunuz, onlar başka şartlara tabii çalışıyor. Bu tabi sıkıntılar yaratıyor.  
 
Bunlar ne tür sıkıntılar?  
 
Biz bir şirkete kredi açarken, yeni tabii olduğumuz düzenlemelere göre, daha farklı bilançolar istiyoruz. Ancak, reel sektörde bunlar hala yok. Biz bankacılık sektöründeki düzenlemelerden oldukça memnunuz. Ancak, bunların tüm sektörler için geçerli olması gerekiyor. Böyle olunca, sektörler birbirleriyle rahat çalışabilir. Bu düzenlemeler olmadığı için de şu anda ilişkiler ite kaka gidiyor.  
 
Sizin de söylediğiniz gibi sektörde ciddi bir yapılanma oldu. Bu yapılanmadan Finansbank nasıl etkilendi?  
 
Sektör hakikaten çok iyi yapılandı. Bütün zararlar gözüktü. Alınan tedbirlerle her banka farklı şekilde, ama daha olumluya doğru gidişat göstermeye başladı. Kimi çok daha önce toparlandı.  
 
Biz bunlardan biriyiz. Çünkü, biz tüm zararı 2001 yılına yansıttık. 2002 yılı için temiz bir sayfa açtık. Bunun da etkisiyle 2002 yılı bizim için çok pozitif geçti. Mutlak karlılıkta Akbank’tan sonra ikinci durumdayız. Rasyolara göre baktığınızda ise aktifler ve öz sermayede Finansbank ciddi farkla birinci olarak görünüyor. Çünkü, Akbank’ın bilançosu bize göre 2,5-3 kat daha büyük.  
 
Peki bunu nas��l başardınız?  
 
Verimliliği ciddi şekilde attırdık. Zaten sektörde de verimlilik arttı. Ancak, biz burada farklı şekilde öndeyiz. Tüm kalemlere ilişkin iş akışlarını yeniden düzenledik. Gereksiz maliyetleri ortadan kaldırdık. Her şeyi daha verimli ve daha efektif yapar hale geldik. Bilançomuzda, günlük hareketlerden uzak durarak, sürekli kar gösterir hale geldik. Bunların sonucunda da buralara geldik. Kriz sonrasında tüm sektörde olduğu gibi Finansbank da çok ciddi şekilde yapılandı.  
 
Bu nedenle de sektörde şu anda faaliyette olan bankaların sağlıkları açısından herhangi bir sorun görmüyorum. Ancak, unutmamalı ki, Türkiye’de faaliyet gösteriyoruz, Türkiye’nin açık olduğu risklere biz de açığız. Ama sektör eskisi kadar ülkenin tabii olduğu risklerden etkilenecek gibi değil. Çünkü, açık pozisyonu yok, bono portföyü daha limitli. Bugün dolar 2-2,5 milyon olsa bile, bankaları eskisi gibi etkilemez. Risk yönetimi sistemleri oturdu ve sürekli denetim devam ediyor. Bu açıdan gerçekten sektör eskiye göre çok farklı bir konumda.  
 
Finansbank’taki bu gelişmeler pazar payına nasıl yansıdı?  
 
Bizim likiditemiz her zaman çok güçlüydü, krizde de çok güçlüydü. Bir de bizim toplam bilançomuzun neredeyse yarısı yurtdışıdır. Bu nedenle krizden daha az etkilendik. Burası da çok likittir. Mali durumumuzun elvermesiyle birlikte, yönetim olarak da proaktif bir yaklaşım gösterdik. Bir an evvel kafamızı kumdan çıkarmak istedik ve bunu başardık. Sonuçta da piyasaya ilk çıkan banka biz olduk. Böylece çok ciddi bir şekilde pazar payımızı artırdık.  
 
Kredilerde pazar payımız yüzde 5,25’e, mevduatta 2,25’e, dış ticaret işlemlerinde ise yüzde 7’ye ulaştık. Böylece neredeyse iki misli rakamlara ulaşmış olduk. Pek fazla banka piyasada değilken, biz çıkıp piyasanın bankacılık ihtiyacını karşıladık, çok ciddi projelere imza attık.  
Bu nedenle de 2002 Finansbank özelinde oldukça iyi bir yıl olarak geçti. Biz bankanın kriz sonrası geldiği bu konumdan gerçekten memnunuz. Kredi kartı sayımız da 1 milyona yaklaştı. Dolayısıyla, krizin kötü etkisini ciddi oranda üstümüzden attık diyebiliriz.  
 
Fibabank’la birleşme sonrasında nasıl bir strateji izleyeceksiniz?  
 
Birleşmeye bağlı olarak stratejimizde herhangi bir değişim olmayacak. Ancak, bir kurumsal bankacılıkta çok ciddi bir pazar payına sahibiz. Bireysel bankacılıkta da oldukça güçlüyüz. Bundan sonraki hedefimiz ise bu iki kesimin arasındakileri daha fazla doyurmak.  
 
Yani daha orta ve küçük ölçekli işletmelere yani KOBİ’lere yönelik çalışacağız. Bu nedenle KOBİ’lere yönelik pazarlama stratejimiz de ağırlık kazanacak. Tabii bireysel bankacılıkta da aynı şekilde yoğun bir şekilde pazarlama yapmaya devam edeceğiz. Kurumsalda etkili bir pazar payına sahip olduğumuzu söylemiştim. Buradaki ağırlığımızı da korumaya çalışacağız.  
 
KOBİ’lere yönelik nasıl bir pazarlama stratejisi izleyeceksiniz? Özel ürünler olacak mı?  
 
Biz küçük işletmelere yönelik “credit score” dediğimiz bir derecelendirme sistemi oluşturuyoruz. Bu sistem aslında bireysel kredi kartlarında uyguladığımız sistemin bir benzeri. Bu işletmelere yönelik kredi değerlendirmesini bu yolla yapacağız. Çünkü, onbinlerce işletmeyi teker teker değerlendirmek çok kolay değil. Bu nedenle, söz konusu işletmeleri bir paket çerçevesinde değerlendirip, birçoğunu bu şekilde servis vereceğiz.  
 
Bunun dışında kalan kısma ise, yine manuel olarak hizmet vereceğiz. Bu amaçla ülke çapında bölge müdürlükleri kurduk. Daha önce bankamızda bölge müdürlüğü teşkilatı yoktu. Tamamen bu amaca hizmet etmek için böyle bir yapılanmaya gidildi. Bu bölge müdürlükleri ile birlikte daha etkin, adet olarak daha fazla, ama meblağ olarak daha küçük kredi ve müşterilere hizmet verilecek  
 
Bireysel bankacılıkta ve alternatif dağıtım kanallarında yenilikler olacak mı?  
 
Bireysel bankacılıkta tabii ki yeni ürünlerimiz olacak. Sürekli piyasanın ihtiyacına göre yeni ürünler dizayn ediyoruz. Hem mevduat hem de kredilerde hazırladığımız yeni ürünler önümüzdeki dönemde birer birer piyasaya çıkacak. Bunları da ilk çeyrekten itibaren yavaş yavaş lanse edeceğiz. Alternatif dağıtım kanallarında ise şu anda tüm yatırımlarımız tamamlanmış durumda. Ancak, ATM ve POS ihtiyacı sürekli artıyor. Amacımız bunların daha efektif kullanılır hale gelmesi.  
 
2003 yılı sonunda Finansbank olarak ulaşmak istediğiniz nokta neresi?  
 
2002 yılının oldukça iyi geçtiğini söylemiştim. 2003 yılının da böyle olmasını diliyorum. Ancak, savaş faktörü ve Kıbrıs sorunun ne olacağına ilişkin belirsizlikler var.  
 
2003 yılının toparlanmanın devamı olarak geçeceğini ümit ediyorduk. Hala da umudumuz bu yönde, ancak Irak belirsizliği sinirleri gerdi. Bu nedenle bu konuda ne olacaksa olup, çözümlenmesi ülkenin hayrına olacak.  
 
Biz bu yıl için kendimize ciddi hedefler koyduk. Reel anlamda yüzde 20-25 büyüme hedefi koyduk. Şube sayımızı 20-25 civarında artırmayı hedefledik. Bunları tabii hem politik hem de ekonomik durumu izleyerek yapacağız. Bu yılın Irak ve Kıbrıs konularına rağmen iyi bir yıl olarak geçeceğini düşünüyorum.  
 
Uzun vadede Finansbank’ın sektördeki yeri ne olacak?  
 
Sektöre baktığımızda şu anda Finansbank 4 büyük bankadan sonra 5’inci olduğunu görüyoruz. Biz 4 büyük banka içinde olmamız gerektiğine inanıyoruz. Bakıldığında zaten kurumsal bankacılıkta ordayız. Kartlarda da yine yerimiz orası. Diğer taraflarda da kendimizi geliştirip, uzun vadede sektördeki ilk dört banka arasında olmayı hedefliyoruz.  
 
“750 MİLYON DOLAR KREDİ VERDİK”  
 
Finansbank kurumsal kredilerde oldukça etkin bir banka. Kredi talepleri şu anda ne durumda?
 
 
2002 yılının başlarında kredi talepleri çok durağandı. Ama piyasada banka olmadığı için bize gelen iş adedi fazlaydı. Piyasanın bir miktar açılması ve morallerin düzelmesiyle reel sektördeki hareketlilik de arttı. Ancak, şu anda savaş belirsizliği nedeniyle insanlarda bekle- gör durumu var. Bu nedenle tekrar bir yavaşlama gözlemliyoruz. Ama biz banka olarak bir iş sıkıntısı çekmedik, şu anda da çekmiyoruz. Genel olarak bakıldığında ise piyasada yavaşlama olduğu görülüyor.  
 
Ağırlıklı olarak hangi sektörlerden talep geliyor? Önümüzdeki dönemde ağırlıklı olarak hangi sektörlerden talep gelmesini bekliyorsunuz?  
 
Kredi talepleri oldukça dağınık. Geçen yıla baktığımızda biz aşağı yukarı 750 milyon dolarlık yeni kredi verdik. Bunlar Türkiye geneline yayılmış ve çok farklı sektörlerden oluşuyor. Biz bu yılda yine yaygın bir yapılanmanın olacağını düşünüyoruz.  
 
Sektörel bazda beklentimiz ise, ihracat ağırlıklı sektörler ve turizm sektörünün ön plana çıkması yönünde. Tabii Irak gerginliği turizmi biraz duraksatabilir. Onu önümüzdeki dönemde daha net göreceğiz. Savaş konusu bir an evvel açıklığa kavuşursa, turizm daha az etkilenir. Ancak savaşın olması ve uzun sürmesi halinde etkisi daha ağır olacaktır. Burada Türkiye’nin üstleneceği rol de oldukça önemli.    
 
“TEŞVİK NEDENİYLE BİRLEŞMEYE GİTTİK”  
 
Şu anda Fiba Grubu’nun diğer bankası olan Fibabank’la birleşme çalışmalarınız sürüyor. Neden birleşme yoluna gidildi? Şu anda çalışmalar ne durumda?
 
 
Ekonomik krizden sonra hükümetten birleşmeye yönelik bir takım teşvik kararları geldi. İki banka birleştiği zaman mevduat munzam karşılıklarının yarıya düşmesi gibi önemli oranlarda vergi muafiyeti uygulanıyor. Bunları hesapladık ve sonuçta iki bankanın birleşmesi halinde yılda yaklaşık 10 milyon dolar civarında bir tasarruf yapacağımız ortaya çıktı. Bunun sonucunda da birleşme kararı verildi. Fibabank çok küçük bir banka. O bankanın büyüklüğü bizim bir şube büyüklüğümüz kadar. Buna rağmen, bizim iki bankayı birleştirmemiz Finansbank özelinde çok büyük teşviklere neden oluyordu. Yönetim kurulumuz da bu yönde karar aldı.  
 
Şu anda birleşme çalışmaları devam ediyor. Oradaki arkadaşlarımızın bir çoğunu bankamız içindeki bölümlere yerleştiriyoruz. Zaten Fibabank’ta çalışanların önemli bir kısmı buradan giden arkadaşlarımızdı. Onları yine bankamız bünyesinde tutacağız.  
 
Birleşme ne zaman tamamlanacak?  
 
Sanıyorum 1-2 ay içinde tamamlanacak.  
 
2002 yılında yabancı ortaklık görüşmeleri nedeniyle Finansbank oldukça gündemde olan bir bankaydı. Son aşamalara gelinde derken, sizin tarafınızdan görüşmelere son verildi. Bu bankadaki yapıyı ve moralleri nasıl etkiledi?  
 
Bankadaki yapıyı çok fazla etkilemedi. Çünkü, biz her şarta göre planımızı yapmıştık. Görüşmelere bizim tarafımızdan son verilmesinin en büyük nedeni de, anlaşma şartlarının o günkü ortamda, en kötü günlerde imzalanmasından kaynaklandı. Anlaşmanın şartlarının bizim için uygun olmaması nedeniyle görüşmelere de son verdik. Bunun banka üzerinde herhangi bir negatif etkisi olmadı. Ayrıca karşı tarafta da sıkıntıya yol açmadı.  
 
Gündeminizde yeni bir yabancı ortaklık var mı?  
 
Banka olarak, koşullar tekrar uygun olduğunda, yabancı ortaklıklar konusuna her zaman açık olacağız. Ancak, şu anda gündemimizde böyle bir şey yok.  
 
Sektör içinde bir bankayla ortaklık yapma ya da satın almaya ilişkin bir planınız var mı?  
 
Şu an itibariyle böyle bir planımız yok. Ancak, fon bünyesindeki bankaların şubesini satın alma ya da kredi kartı portföyünü alma bazında girişimlerimiz oluyor. Şu andaki konjonktürde de bu yöndeki büyüme stratejisinin daha doğru olacağını düşünüyoruz. Ancak, çok dinamik bir ortamdayız. Bu nedenle “Bizim stratejimiz kesinlikle bu yöndedir” demek de çok doğru değil. Değişen ve gelişen ortama göre stratejilerde de değişiklikler oluyor, ancak şu an itibariyle bu doğrultuda ilerliyoruz.  
 

Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz