İşletme Bankacılığı Çok Hızlı Büyüyecek

Finansbank, son dönemin en atak bankalarından… Bir yandan bireysel, diğer yandan da ticari kredi pazarında hızlı büyüyor. Ticari ve bireysel kredilerden sorumlu genel müdür yardımcıları Yağmur Şata...

1.01.2005 02:00:000
Paylaş Tweet Paylaş

hedFinansbank, son dönemin en atak bankalarından… Bir yandan bireysel, diğer yandan da ticari kredi pazarında hızlı büyüyor. Ticari ve bireysel kredilerden sorumlu genel müdür yardımcıları Yağmur Şatana ile Gökhan Mendi, beklenenin üzerinde performans gösterdiklerini söylüyorlar. Onlara göre, ilk defa müşteri bilançosu yüzde 56 düzeyine ulaştı, müşteri sayısı hızlı gelişti. Yeni dönemde ise esas hareketin işletme bankacılığında yaşanacağını, yüzde 100 düzeyindeki büyümenin devam edeceğini belirtiyorlar. İki bankacı, “2003 yılında  bu alandaki müşteri sayımız 20 bin idi. 2004’ün ilk 6 ayında ise bu rakam 53 bine çıktı. Yüzde 100’lük büyüme oranını devam ettirmeyi hedefliyoruz “diyor.

Kredi pazarı 2004 yılında beklenen büyümeyi nihayet gerçekleştirdi. Ekonomideki büyüme ve ertelenen talebin piyasaya hızla gelmesi nedeniyle özellikle bireysel kredilerde yüzde 100’leri aşan büyümeler yaşandı. Kurumsal ve ticari taraftaki büyüme ise çok daha temkinliydi.

Merkez Bankası verilerine göre, 19 Kasım 2004 itibariyle bankacılık sektörünün kredi hacmi 80,8 katrilyon lira seviyesindeydi. 28 Kasım 2003’te ise bu rakam 53,3 katrilyon liraydı. Yani kurumsal ve ticari kredilerde bir yıl içinde yüzde 51,7’lik bir büyüme yaşandı.

Buna karşın söz konusu dönemde bireysel kredilerdeki artış çok daha hızlı oldu. 28 Kasım 2003’te bankalar tarafından kullandırılan bireysel krediler ile kredi kartları harcamalarının toplamı 11,6 katrilyon lirayken, geçen 19 Kasım’da bu rakam 25,1 katrilyon liraya ulaştı. Böylece bireysel kredilerdeki artış yüzde 115,27 olarak gerçekleşmiş oldu.

Şimdi herkes 2005 yılında kredi pazarında nasıl bir hareket yaşanacağını merak ediyor. Yapılan tahminler ise, kurumsal ve ticari taraftaki büyümenin hızlanacağı, bireysel taraftaki büyümenin ise hız keserek de olsa devam edeceği yönünde.

Özellikle son 3 yıldır kredi cephesinde en etkin bankalardan biri olan Finansbank’ın Kurumsal Bankacılıktan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Yağmur Şatana ve Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Mendi de bu görüşe katılıyor. Türkiye’nin iyi yolda olduğunu söyleyen Şatana ve Mendi, kredi pazarındaki mevcut durumu, Finansbank’taki yapılanmayı ve 2005 yılına ilişkin beklentilerini Capital’e anlattı:  

2004 yılında gelen kredi talebinin özellikle kurumsal ve ticari tarafta ekonomideki büyümeyi çok fazla karşılamadığı söyleniyor. Size göre bu durum nereden kaynaklandı? Banka olarak size yansıması nasıl oldu?

Gökhan Mendi: Bence bireysel kredi rakamları ciddi olarak büyüdü. Bireysel krediye de sadece otomobil, tüketici ve konut olarak düşünmüyorum. Çünkü, bugün kredi kartları aracılığıyla kullanılan kredi miktarının da bir hayli büyüdüğünü net olarak görüyoruz. Sanıyorum, kredi kartlarına tanınan avantajlar anlamında böyle bir pazar dünyada yok. Bu nedenle toplam olarak, kredi pazarında bana göre inanılmaz bir artış oldu. Açıkçası 2005 yılında, bu denli hızlı bir büyüme yaşanmasını beklemiyorum. Kredi talebinin devam edeceğini, ancak 2004’e göre biraz hız keseceğini tahmin ediyorum.

Yağmur Şatana: Geleneksel olarak Türkiye’de son çeyrek, çok hızlı bir dönemdir. Ama ilk üç çeyrekte de bizim aktivitelerimiz bilançomuzdan da görüleceği gibi çok hızlı büyüdü. Yani müşteri bilançomuzun yüzde 56’lara vardığı başka bir dönemimiz daha önce olmamıştı. Dolayısıyla, müşterilerimize bayağı bir kredi verdik diyebilirim. Çünkü, Türkiye’de özellikle ticari piyasalarda önemli bir aktivite var. Belli sektörlerde bazı sıkıntılar yaşanıyor, ama birtakım sektörler de çok hızlı bir yıl geçirdi. Sonuçta şirket verimlilikleri çok arttı. Pek çok perakende ürününün fiyatı düşmesine rağmen, verimliliğin artmasıyla şirketler çok iyi noktalara geldi. Bu da şirketlerin faaliyetlerini büyütmek için, kapasite artırımına gitmelerine neden oldu. Hem iç pazardaki hem de ihracattaki etkinlikleri arttı ve hızla büyümeye başladılar.

Peki bu verimlilik ve dolayısıyla kapasite artışı ticari ve kurumsal taraftaki kredi taleplerine ne kadar yansıdı?

Yağmur Şatana: Bankacılık sistemlerinin rakamlarına baktığımızda, bireysel ve kredi kartları alanında kredilerde çok hızlı bir artış yaşandığını görüyoruz. Tabii ticari kredilerde de önemli bir artış oldu. Özellikle belli segmentlere yönelik geliştirilen faaliyetler bu büyümede etkili oldu. Örneğin, KOBİ’lerin bankacılık işlemlerinden aldığı payın oldukça düşük olduğunu görüyoruz.

Ama bankalar özellikle son yıllarda bu kesime yönelik pazarlama çalışmalarını hızla artırmaya başladı. Sonuçta bankalar yeni müşterilere ulaşma şansını yakaladı. Türkiye’de bankacılık sektörünün gideceği daha çok mecra var. Bu nedenle önümüzdeki yıllarda daha hızlı büyümeler yaşayabiliriz. Bunda da sektörün belli kurallar çerçevesinde çalışmayı öğrenmesinin etkisinin bir hayli fazla olacağını düşünüyorum.

Kurumsal bankacılık Türkiye için oldukça dar bir pazar. Finansbank olarak bu alanda kaç müşteriyle çalışıyorsunuz?

Yağmur Şatana: Biz kurumsal bankacılıkta, yıllık cirosu 15 milyar dolar ve daha üzerinde olan firmalarla çalışıyoruz. Şu anda 6 kurumsal şubemiz aracılığıyla, bahsettiğim cirolara sahip firmalarla aktif bir çalışma içindeyiz. Kredili müşteri sayımız ise bin 800-2 bin civarında.

Kurumsal bankacılıkta en önemli kriterimiz, kaliteli bir rekabet ortamı olması. Bu nedenle de farklılaşma yaratarak çalışıyoruz. Burada bir takım avantajlarımızı kullanmak istiyoruz. Örneğin, biz proje finansmanında güçlü bir oyuncuyuz. Burada sektörel bazda çalışmalar yapıyoruz. Türkiye’deki enerji yatırımlarının yüzde 60’ını finanse ediyoruz.

Türkiye’de turizmde son iki yılda 36 bin yatak yapıldı. Bunun yüzde 36’sını biz finanse ettik. Dünyada dördüncü büyük iplik üreticisi konumundayız. İplik yatırımlarının yüzde 45’ini finanse ediyoruz. Savunma sanayiinde önemli açılımlarımız var.

Taahhüt sektöründe özellikle yurtdışı müteahhitlik işlerine önemli destek sağlıyoruz. Rusya, Romanya, Libya, Cezayir, Katar, Suriye, Kazakistan gibi, ülkelerde Türk müteahhitlerinin yaptığı projeleri finanse ediyoruz. Tüm bunları da proje finansmanı çatısı altında topluyoruz.

Şu anda banka olarak Türkiye’nin dış ticaret hacminden ne kadar pay alıyorsunuz?

Yağmur Şatana: Özellikle yurtdışı bacağında önemli aktiviteler yapıyoruz. Bu da Türkiye’nin toplam dış ticaretinden yüzde 10’un üzerinde pay sahibi olmamızı beraberinde getiriyor. Bildiğiniz gibi Rusya, Romanya, Hollanda ve İsviçre’de de bankalarımız var. Bu bankalarla da önemli bir sinerji içindeyiz. Sadece Türkiye bacağında dış ticaretin yüzde 10’undan fazlasını alıyoruz.

Ama diğer dört ülkedeki bankalarımızın da kurumsal faaliyetlerini işin içine kattığımızda, bu rakam yüzde 15’lere kadar çıkıyor. Bu nedenle dış ticaret finansmanında da oldukça etkin olduğumuzu söyleyebilirim. Orta ve uzun vadeli finansman yapma olanağına sahip olmamız bizi bu konuda öne çıkarıyor diye düşünüyorum.

Kurumsal pazarda hedefiniz nedir? Müşteri tarafında fazla bir büyüme şansınız yok…

Yağmur Şatana: Doğru, bu alanda müşteri anlamında çok fazla büyüme şansımız olmadığını biliyoruz. Bu nedenle de mevcut müşteri ilişkilerimizde derinleşip, daha yüksek hacimlerle çalışmak istiyoruz. Bizim için önemli olan da müşterinin nakit akışını almaktır. Çalışma ağırlığımızı da buna veririz. Sektörel bir konseptimiz yoktur. Çünkü, Türkiye’nin yapısı gereği her sektörde iyi firmalarda kötü firmalar da olabiliyor. Biz sektörlerinin en iyilerini seçip onlarla çalışmayı tercih ediyoruz. Ama az önce bahsettiğim gibi belli sektörlerde uzmanlaşma çalışmalarımız da var.

Peki ticari tarafta da kurumsaldaki gibi sektörel tercihleriniz ya da uzmanlaşma çalışmalarınız var mı?

Yağmur Şatana: Ticari bankacılıkta daha geniş bir segmentle çalışıyoruz. Bizdeki ticari bankacılık 2 ila 15 milyar dolar arasında yıllık ciroya sahip firmalardan oluşur. Burada özellikle son iki yılda önemli büyüme oldu. Şu anda ticari bankacılık grubumuzda 45 bin müşterimiz var. Bunun da yaklaşık 8 bin kadarı aktif kredili müşterimizdir. Bu rakam özellikle son 2-3 yıl içinde her yıl yüzde 50-70 arasında büyüdü. Önümüzdeki dönem için de böyle bir büyüme öngörümüz var.

Bizim ticari bankacılık faaliyetimiz GSMH’nin yüzde 80’inden fazlasını kapsayacak şekilde konuşlanmış durumda. Sanayinin ve ticaretin yoğun olduğu yerlerde aktivitelerimiz var. Ticari bankacılığın temel prensibimiz, şube network’ümüzle Türkiye’deki para akışını belli çerçevede bankaya yönelterek buradan kâr elde etmektir. Bu alanda daha standart ürün paketleriyle çalışıyoruz. Öncelikli amacımız müşterinin ihtiyacını görmek ve bankanın istediği tip müşterinin bankaya gelmesini sağlamak. Ana amacımız ise tüm segmentlerde olduğu gibi müşteriye katma değer yaratmak. Çünkü, biz bu işe çok uzun vadeli bakıyoruz. Yani biz müşterilerimizle uzun ömürlü evlilikler yapmak istiyoruz.

Son yıllarda özellikle ticari bankacılık, tüm bankaların ağırlıkla üzerinde durduğu işlerden biri haline geldi. Siz banka olarak rekabette öne çıkmak için neler yapıyorsunuz?

Yağmur Şatana: Biz fiyat rekabetinde çok aktif bir banka değiliz. Zaten fiyat rekabetine de çok fazla inanmıyoruz. İşlerimizi, doğru fiyatlama ile yapmaya özen gösteriyoruz. Tabii en başında da söylediğim gibi müşterimize katma değer yaratacak işler ortaya koyuyoruz. Bu özelliğimiz de müşterimizin bizi tercih etmesinde etkili oluyor. Bizim 330 kişilik bir pazarlama ekibimiz var. Bu işteki en önemli sermayemizin bu ekip olduğunu söyleyebilirim. Çünkü bu ekibi oluştururken en iyilerini seçmeye özen gösteriyoruz. Çok iyi eğitim veriyoruz. Sürekli müşterinin yanında olmak istediğimiz için de bu ekip aracılığıyla aktif bir pazarlama çalışması yürütüyoruz.

Pazarlama her bankanın ısrarla üzerinde durduğu bir konu. Sizi diğer bankalardan farklı kılan özellikleriniz neler? Bu farklılık rakamlarınıza nasıl yansıyor?

Yağmur Şatana: İçinde bulunduğumuz dönemde, müşteriler bizim “danışman banka” olma yönümüzü daha çok benimsedi. Özellikle krizden sonra biz bu yapımızla öne çıktık. Sonuçta da beşinci büyük banka konumuna geldik. Bizim bilançomuzun yüzde 56’sı müşteride. Bu sektör açısından oldukça önemli. Daha önceki yıllarda yüksek hazine kârlılıkları, müşteriyi arka plana itebiliyordu. Oysa söz konusu rakamda, bizim müşteriye dönmemizin çok büyük etkisi var. Biz 2001 yılının mart ayından itibaren aktif bir oyuncu olarak piyasada yer aldık. Tüm üst yönetim, ki buna yönetim kurulu başkanımız da dahil, uzun seyahatler yaparak müşterilerimizin ayağına gittik. Bu sayede Anadolu’da da çok büyük bir banka haline geldik. Şu anda Kayseri, Gaziantep, Şanlıurfa, Adana ve Mersin’in en büyük bankası konumundayız.

Bireysel kredilerde 2004 yılında banka olarak nasıl bir gelişim yaşadınız?  

Gökhan Mendi: Bireysel krediler açısından 2004 oldukça değişik bir yıldı. Bütün rakamlar çok büyüdü. Özellikle otomobil kredilerinde ciddi bir artış oldu. Biz de pazar payımızı yaklaşık iki katına çıkardık. Bu hem otomobil hem de tüketici kredileri için geçerli. Konut kredileri ise başlangıçta biraz zayıf gitti. Ancak özellikle son aylarda biraz hareketlenme oldu. Bunda da mortgage ile ilgili çalışmaların etkisi bir hayli fazla. SPK’nın takip ettiği projeler ve ekonominin iyi gitmesi konut kredilerine olan talebi artırdı. Banka olarak biz de günlük bazda verdiğimiz konut kredilerini üç katına çıkardık.

Yıl boyunca özellikle otomobil kredilerinde hep proje bazlı ilerledik. Neredeyse tüm firmalarla projeler üreterek tüketiciye ulaştık. Direkt şahıslara belli bir kredi faizi vermektense otomobil firmaları ve bayileriyle anlaşarak şubelerimize kredi akmasını sağladık. Böylelikle otomobil kredilerindeki pazar payımızı yüzde 10’lara kadar çıkardık. Toplam kredilerde de payımız yüzde 5-6 seviyesine yükseldi. Yılbaşında ise kredilerdeki payımız söz konusu rakamların yarısından daha azdı diyebilirim.

Kredi pazarının bu denli hızlı büyümesi geri dönmeyen alacak riskini artırmıyor mu?

Gökhan Mendi: Daha önceki krizlerde bankalar derslerini çok iyi çalıştı. Bu nedenle ödenmeyen krediler anlamında sektörde çok ciddi bir problem şu aşamada yok. Biz geri dönmeyen alacaklar konusunda, şu anda en iyi iki bankadan biri konumundayız. Kredi kalitemiz çok iyi. Bankanın çok sağlam durduğu alanlardan biri de budur. Bu konuda yeteri kadar tutucu bir yapımız var. İşimizi otoritenin öngördüğü şekilde, en ufak taviz vermeden yapmak istiyoruz.

Ticari ve kurumsal bankacılık alanında olduğu gibi, bireysel alanda da hiçbir zaman fiyat rekabetine girmedik. En uygun faizi veren banka hiçbir zaman Finansbank olmadı. Bu önümüzdeki dönemde de olmayacak. Her zaman rekabetçi faiz oranlarımız olacak, ancak hiçbir zaman en iyi faiz oranını veren banka olmayacağız.

Peki bireysel kredilerdeki büyüme 2005 yılında da devam edecek mi? Büyüme ağırlıklı olarak hangi alanda olacak?

Gökhan Mendi: 2005’in de bireysel kredi cephesi için iyi bir yıl olacağını tahmin ediyoruz. Özellikle otomobil kredilerinde bu kadar hızlı bir yükseliş yaşanmayacak. Yani talepler devam edecek, ancak 2004’e göre biraz hız kesecek diye düşünüyoruz. Fakat özellikle konut kredilerinde bir patlama bekliyoruz.

Yıl sonuna doğru yaşadığımız konut kredilerindeki talep artışı, önümüzdeki yıl daha da hızlanacak gibi görünüyor. İnşaat sektörünün hareketlenmesi de bu öngörümüzü destekliyor. Bu arada mortgage ile ilgili çalışmaların da bu büyüme beklentisinde bir hayli etkisi var.

Size göre 2005 yılında kredi pazarındaki en önemli gelişme ne olacak?

Yağmur Şatana: Bana göre, 2005 yılındaki en önemli gelişmelerden biri, Doğu komşularımızdaki değişiklikler ve fırsatların gündeme gelmesi olacak. Çünkü, Rusya ve İran Türkiye için çok büyük bir pazar. Irak’ın yeniden yapılanmasında Türkiye’deki şirketlerin rolünün bir hayli büyük olacağı tahmin ediliyor. Irak tekrar kurulurken lojistik anlamda en büyük sınai hizmet desteğinin Türkiye’den gitme olasılığı çok kuvvetli.

Ayrıca, Suriye’de önemli açılımlar var. Dolayısıyla doğu komşularımızdaki fırsatları da iyi değerlendirmekte yarar var. Bu ülkelerdeki fırsatlar kredi pazarını da önemli ölçüde geliştirecek.

Finansbank özellikle son iki yıldır işletme bankacılığı alanında önemli adımlar attı. Bu konudaki hedefleriniz neler?

Yağmur Şatana: İşletme bankacılığı, bizim KOBİ’lere yönelik faaliyetlerimizi içeriyor. 2003 yıl sonu itibariyle bu alandaki müşteri sayımız 20 bin civarındaydı. Bu yılın ilk 6 ayında ise bu rakam 53 bine çıktı. Bu geometrik olarak hızla büyüyen bir yönümüz. Çünkü yeni bir segment. Bu alanda her yıl yüzde 100’ün üzerinde büyüme gerçekleştiriyoruz. Önümüzdeki yıllarda da bu büyümenin böyle devam etmesini hedefliyoruz. Şu anda işletme bankacılığının hedeflerin çok önünde yürüdüğünü söyleyebilirim.

Çeşitli meslek grupları için ürün paketleri oluşturuluyor. Şu anda turizm, teknoloji ve imalat sanayi destek paketlerimiz var. Bu paketlerde sadece söz konusu sektörlerde yer alan firmalar finanse edilmiyor. Onların tedarikçileriyle de anlaşmalar yapılıyor. İşletme bankacılığı ekibi, 13 ilde ekonomi ve sanayiye yönelik toplantılar düzenledi ve bölgenin sanayicilerinden çok olumlu tepkiler aldı.

Bu arada 7 gün 24 saat hizmet veren KOBİ Danışma Merkezi adı altında bir yapı oluşturularak Türkiye’de bir ilk gerçekleştirildi. Açıkçası şunu söyleyebilirim ki, dünyada böyle bankacılık uygulamaları çok az. Bunlar dünyadaki uygulamaları aşan yöntemler. Böyle olunca da Finansbank müşteri tarafında en fazla tercih edilen bankalardan biri haline geliyor.

Gökhan Mendi: İşletme bankacılığının hedef segmenti olan KOBİ’lerin K’sının, yani küçük ölçekli işletmelerin bir bölümünü de bireysel bankacılık çatısı altına aldık. Buna göre cirosu 750 milyar liraya kadar olan firmalarla bireysel pazarlama ekipleri ilgilenmeye başladı. Yani eczacı, doktor gibi meslek gruplarını, mikro işletme olarak görüyoruz ve bunlara bireysel pazarlama ekibimiz aracılığıyla ulaşıyoruz. Böylece oldukça geniş bir müşteri yelpazesine ulaşabiliyoruz.

KREDİLERDE ÇOK SIKI BİR KONTROL MEKANİZMAMIZ VAR

Banka olarak kredi kullandırırken nelere dikkat ediyorsunuz? 

Yağmur Şatana: Kurumsal ve ticari segmentte zaten yasa çok belirgin. Yani buradaki kurallar tamamen otorite tarafından koyuldu. Biz bu kurallara harfi harfine uyuyoruz. Ama şunu söyleyebilirim ki, banka olarak teminat finanse etmiyoruz. İşi anlayıp, firmanın yapısının sağlıklı olduğunu tespit edersek, firmanın nakit akışını finanse etmeyi tercih ediyoruz. Bugüne kadar hiçbir firmaya, sadece teminatı var diye kredi vermedik. Çünkü görmediğimiz firmaya kredi vermeyiz. Yetkili arkadaşlarımız muhakkak, firmayı ziyaret eder. Dolayısıyla bizim için firmanın sağlıklı bir mali bünyeye sahip olması son derece önemlidir. Firmanın yaptığı işleri istihbarat kanallarımız aracılığıyla değerlendiririz. İşlerini bizim inandığımız şekilde yapıyorlarsa ve makul anlamda belli rasyolarla çalışıyorlarsa kredilendirmeyi yaparız.

Gökhan Mendi: Bireysel bankacılıkta ise, bizim şubelerimize ve bölgelerimize verdiğimiz belli limitler var. Ayrıca kullandığımız bir skoring sistemimiz mevcut. Skoring sistemine göre, kredi talepleri şube, bölge müdürlükleri ya da genel müdürlük tarafından onaylanabiliyor. Tabii bu sistem otomobil ve konut kredilerinde çok daha rahat işliyor. Çünkü her iki alanda da otomobili ya da konutu almanız mümkün. Tüketici kredilerinde ise biraz daha hassasız. Özellikle krizlerden sonra teminatsız ya da kefilsiz kredi vermemeye özen gösteriyoruz. Ancak kişinin bordrosu bizim üzerimizden geçiyorsa, o zaman kefil alınmayabiliyor. Bu koşulda bile kefil alınan çok sayıda örneğimiz var. Bunun dışında çok sıkı bir kontrol mekanizmamız var. Biz tüm ödemeleri günlük takip ediyoruz. 1 günden fazla gecikenlere anında uyarı gönderiyoruz. 30 günden fazla geciken kredilerde belli limitlerle hareket ediyoruz. Bu işlem şubenin kredi onay yetkisinin iptal edilmesine kadar varabiliyor.

Bu konuda tahmin ediyorum sektörün en iyi bankalarından biriyiz.

EV TÜKETİMİNE YÖNELİK KREDİ TALEPLERİ ARTACAK

Ticari tarafta 2005 yılında daha çok hangi sektörlerden talep gelmesini bekliyorsunuz?

Türkiye’de ticari segmente sektörel bazda bakıldığında, ev tüketimi diye tabir edeceğimiz bir alan var. Yani mobilya, halı, ev tekstili gibi alanları son yıllarda çok hızlı büyümeler yaşanıyor. Dolayısıyla bu konularda çok büyük yatırımlar yapılıyor. Çok hızlı şekilde bayi teşkilatları kuruluyor. Üretim süreçleri de fabrikasyona dönüyor. Kapasite artırımına yönelik yatırımlarla birlikte, bu alandan gelecek kredi taleplerinde artış yaşanması muhtemel görünüyor. Demir-çelik sanayi de 2004’te iyi bir yıl geçirdi. Dünya genelinde üretim koşullarında yaşanan değişiklikler Türkiye’ye önemli fırsatlar yaratıyor. Bu sektördeki büyüme de 2005 yılında devam edecektir. Tabii kredi cephesi de bundan nasibini alacak. Otomotiv sektöründe, Türkiye artık bir üretim üssü olmaya başladı. Bu doğrultuda hem lokal hem de uluslararası yan sanayi yatırımları hızla devam ediyor. Biz banka olarak şu anda Aksaray’da çok uluslu bir şirketin yatırım projesinin finansmanını yapıyoruz. Dolayısıyla bu alandaki büyüme de devam edecektir. Perakende sektöründe önemli artışlar ve hızlı büyümeler var. İnşaat sektörü de konutla birebir olarak kredi taleplerinde lokomotif sektörlerden biri olacaktır. Ayrıca enerji ve sağlık sektöründe çok hızlı gelişmeler yaşanıyor. Ambalaj sanayinde iyi bir büyüme hızı var. Orman ürünlerinde inanılmaz bir büyüme yaşıyoruz ki, bu alanda Türkiye dünyadaki en yeni teknolojilerden birine sahip. Tüm bunların yanı sıra turizm sektöründeki büyümenin de devam etmesini bekliyoruz.

KONUT KREDİLERİNDE VADEYİ UZATACAĞIZ

Konut kredilerinin büyüyeceğini söylediniz. Bu konuda banka olarak yeni projeleriniz olacak mı?

Mortgage ile ilgili bizim de çalışmalarımız başladı. Yeni kanun taslağının nasıl olacağını takip ediyoruz. Konuyla ilgili SPK’nın da çok iyi çalışmaları var. Fakat biz kanunu beklemeden bile daha uzun vadeli kredi vermek için nasıl bir yol izlememiz gerektiği üzerine çalışmalar yaptık. Yakında biz de daha uzun vadeli kredilerle piyasaya çıkacağız.

Şu anda konut kredilerine uyguladığınız maksimum vade nedir? İlk aşamada vadeyi nereye yükseltmeyi planlıyorsunuz?

Şu anda en fazla 5 yıl vadeli konut kredisi verebiliyoruz. Ama sektörde TL bazlı kredilerde 10 yıla çıkanlar, döviz bazlı kredilerde ise 15 yıla çıkan bankalar var. Biz belki direkt olarak 10 yıl vadeli kredi kullandıramayacağız, ama en azından yakın gelecekte 7 yıl vadeli TL bazlı kredilerle piyasaya çıkmayı istiyoruz. Sonrasında ise 10 yıl vadeli konut kredilerine girmeyi planlıyoruz.

Ancak hali hazırda bankacılık sistemindeki kaynaklar oldukça kısa vadeli. Bu konudaki handikapı nasıl aşacaksınız?

Bununla ilgili çalışmalarımız sürüyor. Bu konuda hem kendi içimizde hem de yabancı bankalarla görüşmelerimiz var. Diğer bankaların yaptığı tarz çalışmaları biz de yapacağız. Bu arada, bizim yeni aldığımız bir sermaye benzeri kredimiz ile bir de sendikasyon kredimiz mevcut. Sermaye benzeri kredinin tutarı 200 milyon dolar. Bu kredi bankanın bilançosuna önemli katkı sağladı. Çünkü çok daha fazla iş yapmamıza olanak sağladı. Biz de kendi yapımız içinde, bu kaynağı nasıl kullanacağımızı konuşuyoruz. Sanıyorum sermaye benzeri kredinin vade uzatımı konusunda bize önemli katkısı olacak.

45 bin Finansbank’ın ticari bankacılık grubundaki müşteri sayısı. Bunun 8 bin adedi ise aktif müşteri.

36 bin yatak

Turizm sektöründe son 2 yılda 36 bin yatak yapıldı. Bunun yüzde 36’sını Finansbank finanse etti.

BELGİN BAYIR LEVENT
[email protected]

Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz