Kobi’lere Odaklananın Rating’i Yükselebilir

George Chrysaphinis, dünyaca ünlü rating kuruluşu Moodys’in danışmanlarından. Türk bankaları için “Banking System Outlook” adlı raporu hazırlayan ekibin lideri. Sektörde son 3 yılda birkaç olumlu g...

1.04.2005 03:00:000
Paylaş Tweet Paylaş

hedGeorge Chrysaphinis, dünyaca ünlü rating kuruluşu Moodys’in danışmanlarından. Türk bankaları için “Banking System Outlook” adlı raporu hazırlayan ekibin lideri. Sektörde son 3 yılda birkaç olumlu gelişmenin yaşandığına dikkat çekiyor.  Yakın gelecekte yeni artırımların da olabileceğini, yabancıların sektörü canlandıracağını belirtiyor. Yeni dönemde rekabette öne çıkacak bankaları ise “Küçük ve orta ölçekli işletmeleri kredilendirmede daha başarılı olan” şeklinde tanımlıyor.

Dünyada ülkeleri, şirketleri ve bankaları kredi durumuna göre değerlendiren, onlara “rating” veren birkaç kuruluş var. Bunlar arasında her zaman Moody’s ve S&P’nin ayrı bir yeri vardır. Piyasalar, diğer kuruluşlardan çok, bu iki kurumun raporlarına daha fazla önem verir. Geçtiğimiz aylarda bu önemli raporlardan biri, Türkiye bankacılık sektörü hakkında, Moody’s tarafından açıklandı. Oldukça kapsamlı olan bu raporda Türk bankacılık sisteminin güçlü ve zayıf yanları, bu sektördeki fırsatlar ve zorluklar ve sektörün risk profili ele alınıyor.

Raporu hazırlayan ekibin lideri, Moody’s danışmanlarından George Chrysaphinis, verdikleri en önemli mesajın, birkaç olumlu değişim olduğuna dikkat çekiyor. Chrysaphinis, “Bu da rating notlarına eklendi. Bazı bankaların finansal durumlarında yaşanacak gelişmeler, arzu edilen makroekonomik ortam sağlandığı takdirde, daha olumlu gelişmeleri de beraberinde getirecektir” diyor.

George Chrysaphinis, Capital’e Moody’s’in Banking System Outlook (Bankacılık Sisteminin Görünümü) raporunu yorumladı, risk ve fırsatlar hakkında değerlendirmeler yaptı: 

Türk bankacılık sektörünü nasıl görüyorsunuz? Yaşanan gelişmeler daha iyi bir gelecek vaadediyor mu?

Yakın zamanda yayınlamış olduğumuz raporunun genel mesajı, 2000 ve 2001’de yaşanan krizlerden bu yana Türk bankalarının finansal temellerinde birkaç olumlu değişim olduğudur. Bu değişimler de 2004’e pozitif rating değişimleri olarak yansıdı. Bazı bankaların finansal durumlarında yaşanacak gelişmeler, arzu edilen makroekonomik ortam sağlandığı takdirde daha olumlu gelişmeleri de beraberinde getirecektir.

Sektörde yaşanan olumlu gelişmelerin rating’lere etkisi nedir?

Sanırım şu anda incelediğimiz en önemli gelişmelerden biri, düşük enflasyonlu bir ortama olan geçiş. Bu, bankaların iş yapış biçimlerini değiştiren orta vadeli bir gelişme. Hazine kağıtlarına halihazırda yapılmakta olan banka varlıkları yatırımı azalacak. Türk bankaları, giderek artan oranda, bizim gerçek bankacılık dediğimiz alana odaklanacaklar. Yani bireysel, ticari ve kurumsal müşterilere kredi verecekler.

Yüksek enflasyon ve yüksek faiz döneminde Hazine kağıtlarına yatırım yapmak, hızlı geri dönüşler elde etmenin kolay yöntemiydi. Enflasyon ve faiz oranları düştükçe, devlet kağıtlarından aynı geri dönüşleri almak daha zor olabilir. Bu nedenle, bu iş, bankalar için sürdürülebilir bir gelir kaynağı değil. Bu nedenle alternatif gelir kaynakları geliştirmeleri gerekiyor.

Ayrıca, raporumuzda Türk bankalarının finansal sağlığını etkileyen diğer gelişmelere de değindik. Bunlar arasında devlet bankalarının yeniden yapılandırılması ve başarısız olan bankaların kapatılması da var. Bunlar bankacılık ortamının istikrarında ve hayatta kalan Türk bankalarının risk profilinde olumlu etkilere sahip yeni gelişmeler.

Bir diğer olumlu gelişme de yasal düzenleme ve denetimin, BDDK’nın oluşturulmasıyla birlikte, sıkılaşması. Gelecekte bankacılık sistemi üzerinde olumlu etkiye sahip olabilecek gelişmeler anlamında, bankacılık sistemi mevduatlarının vadesinin artmasını, bunun faiz oranı riskini azaltmasını ve bankaların kredi ürünlerindeki çeşitliliğini artırmasını bekliyoruz. Bu, düşük enflasyonla el ele ilerleyecek kademeli bir süreç olacağa benziyor.

Türk bankacılık sektöründe alternatif gelir kaynakları neler olabilir?

Genellikle kurumsal, ticari ve bireysel kredilerden gelen faiz gelirleri ve ilgili bankacılık hizmetlerinden sağlanan gelirler olabilir. Biz gerçek bankacılık aktivitelerinin, Hazine kağıtlarına yatırım yapmaktan daha istikrarlı ve daha tahmin edilebilir bir gelir akışı olduğunu düşünüyoruz. Bu da bankaların iyi kredi riski uygulamaları geliştirebileceklerini ve şube ağlarını verimli bir şekilde işletebileceklerini düşündürüyor.

Sabit ve tahmin edilebilir gelirleri olan bankalar daha yüksek rating alma eğilimindeler. Diğerlerinin durumuysa eşit.

Toparlamak gerekirse, düşük enflasyon ve gerçek bankacılık trendi orta vadede Türk bankaları üzerinde olumlu etkiye sahip olacak. Çünkü, bankalar gelirlerinin kalitesini arttıracak gibi görünüyor. Değerlendirdiğimiz bankaların hangilerinin yeni ortama daha kolay uyum sağladığını görebilmek için onları izlemeye devam edeceğiz.

Gelecekte bankacılık sektöründe hangi alanlarda büyüme görüyor olacağız?

Burada bankaların hangi işe odaklanmak istediklerine göre yorum yapabilirim. Bankaların çoğu küçük ve orta ölçekli işletmelere borç verme konusuna odaklanmak istiyor. Muhtemelen, coğrafi olarak da, belirli ürün ve hizmetleri için şubelerini büyük şehirlerin ötesine taşımak istiyorlar. Doğu illerindeki potansiyel mevduat artışından bahsediyorlar.

Öte yandan, Avrupa’daki diğer pazarlara göre düşük kalan tüketici kredisi ve kredi kartları alanlarında da büyüme için hala yer var. Ama yine GSMH düzeyi bir kısıtlama olarak duruyor. Kişi başına GSMH normal olarak tüketici kredilerindeki büyüme ile ilişkili olacaktır.

Bireysel ve kurumsal bankacılık son yıllarda öne çıkıyor. Bu alanlarda gerçekleşecek olan büyüme bankalara nasıl bir fayda sağlayacak?

Büyük kurumsal müşteriler, aynı zamanda, Türkiye’de yerleşik olmak zorunda olmayan yabancı bankalar tarafından da hedeflenebilirler. Çoğu durumda bu yabancı bankalar, büyük Türk şirketlerini yerel bankalardan daha düşük faiz oranlarıyla fonlayabilirler. Bu nedenle büyük kuruluşları kredilendirmede yüksek bir büyüme gerçekleşmeyecektir. Bence Türk bankaları bu nedenle Türkiye’deki daha küçük şirketlere odaklanmaya çalışıyorlar.

Bireysel bankacılık anlamında baktığımızda bu alandaki büyüme daha fazla verimliliğe öncülük etmeli. Bireysel bankacılık altyapı ve pazarlamaya yüksek yatırım gerektirir. Bu maliyetleri çıkarabilmek için bankaların büyük iş hacimleri oluşturmaları gerekir. Kredi maliyetlerinin de kontrol altında tutulacağını ve rekabetin kâr marjlarını aşındırmayacağını varsayarsak, bireysel kredilerde büyüme olumludur. Bireysel bankacılıkta yabancı bankalarla rekabet daha düşük oranda olacaktır.

Türk bankaları ve Türk bankacılık sektörü yakın gelecekte daha iyi rating’ler alabilir mi? Sektör bu tür bir gelişme için gelecek vaat ediyor mu?

Evet, önümüzdeki 2 ya da 3 yılda bu olası. Bankaların şubelerini genişletebilecekleri ve risk profillerini iyileştirebilecekleri gelişen bir makroekonomik ortam dahilinde bu gerekleşebilir. Elbette her banka aynı şekilde fayda sağlayamaz. Bence önümüzdeki 2 yıl düşük enflasyonlu ortamla daha iyi başa çıkabilen bankaların hangileri olduğunu anlamamıza yardımcı olacaktır.

Gelecekte hangi bankaların daha iyi rating alma şansı yüksek?

Küçük ve orta ölçekli işletmeleri kredilendirmede daha başarılı olan ve iyi bir maliyetle iyi hizmet verebilen, iyi oluşturulmuş bireysel bankacılık ağına sahip bankaları sayabilirim.

YABANCILAR, SEKTÖRÜ NASIL ETKİLEYECEK?

Özellikle son iki yıldır yabancı bankaların Türkiye’ye olan ilgileri arttı. Sektöre yeni girişler bekliyor musunuz? Talepler hangi ülke ya da bankalardan gelebilir?

Kimin geleceği üzerine spekülasyon yapmak istemem. Ama yabancı bankaların bir Türk bankasını almasının şu anda daha çekici olduğunu düşünüyorum. Çünkü, ekonomik ortamda daha fazla belirlilik var ve Türk bankacılığı da buna daha açık. Bugün bir bankayı doğru bir şekilde değerlemek daha kolay.

Dolayısıyla, bence Türk piyasasının büyüme beklentileriyle ilgilenen bankalar bu ilgileri doğrultusunda hareket etmeye daha istekli olacaklar.  Elbette bu durum satış olasılığı taşıyanların kimler olduğuna da bağlı olacak. Gelecek aylarda daha fazla ortaklığın ya da yeni ilgi belirtilerinin duyurulması şaşırtıcı olmayacaktır.

Sektörde yabancı oyuncuların sayılarının artması bankacılık sistemini nasıl etkileyecek?

Yabancı bankalarla ortaklıkları potansiyel olarak olumlu görüyoruz. Çünkü, güçlü yabancı bankalar, kaynakları ve ürün uzmanlıklarıyla yerel bilgi birikimini bir araya getirebilirler. Bunun yanında bence yabancı bankalarla ortaklık Türk bankalarına, geçmişte bir sorun ve yıllar içinde bankaların başarısız olmasının nedeni olan, kurumsal yönetişim anlamında disiplin ekleyecektir. Bu tür ortaklıklar, Türk bankalarının, yabancı bankaların kaynaklarının ve know-how’larının önemli olabileceği, risk yönetimine odaklanmalarını da sağlayabilir.

N. ASLI TEKİNAY
[email protected]

Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz