Yaşanan ekonomik krizin ardından reel sektör de, bankalar da zor günler yaşıyor. Fakat ekonomideki çarkların dönmesi için iki taraf arasındaki “kredi line”larının açılması gerekiyor. Şirketler kred...
Yaşanan ekonomik krizin ardından reel sektör de, bankalar da zor günler yaşıyor. Fakat ekonomideki çarkların dönmesi için iki taraf arasındaki “kredi line”larının açılması gerekiyor. Şirketler kredi konusunda taleplerini artıyor. Bankaların elinde ise likit oranı hayli yüksek ve krediye dönüşmeyi bekliyor. Ancak, kredilere uygulanan faizler ve temkinli yaklaşımlar şirketlere özel uygulamaları gündeme getiriyor. Piyasada şirketlerin özelliklerine göre, farklı kredi şartları oluşuyor.
Kredi pazarında ilginç bir tablo var. İşadamları kredi bulamamaktan, bankacılar ise kredi satabilecekleri müşteri yokluğundan yakınıyor. İşlemler ise neredeyse durmuş durumda. Sınırlı sayıda şirket dışında kredi kullanmıyor, bankalar da ince eleyip sık dokuyor. Bankacılara göre, tablonun bu hale dönüşmesinde, sorunlu kredi oranındaki büyük artış etkili oluyor.
Bankalar kriz nedeniyle son aylarda oldukça likit durumda. Ancak, buna rağmen kredi kullandırmakta çok istekli oldukları da söylenemez. Bunda da çok haksız sayılmazlar... Bankacılara göre, isteksizliğin arkasında, birkaç önemli etken var. Son 4 yılda, ikisi uluslararası kaynaklı, dört ayrı kriz yaşandı. Krizden darbe yiyen şirketlerin kredi ödemelerinde ciddi problemler ortaya çıkması, kredi konusunda bankacıları temkinli davranmaya itti.
Bir başka neden de, geçtiğimiz yıl kullandırılan uzun vadeli bireysel ve ticari kredilerden büyük miktarda zarar edilmesi. Krizlerin yarattığı “likit kalma” korkusu da bankaların kredi kullandırma konusundaki kararlarını etkiliyor. Sonuçta kredi hacmi de reel olarak geriliyor.
Garanti Bankası’nın ticari kredilerden sorumlu genel müdür yardımcısı Ali Temel, “Döviz kredisi vermek için müşteri arıyoruz” diyor. Türkiye İş Bankası’nın kurumsal krediler müdürü Suat İnce ise “Biz banka olarak reel sektörün içerisindeyiz, buradan çekilmemiz söz konusu olamaz” diyor. Kredi kullanamama şikayetleri için de Suat İnce, “850 şubemizle kredi kullandırıyoruz” yanıtını veriyor.
Bir bankacı, “Kredi bulamıyoruz, kimse kullandırmıyor” şikayetleri için, “Bilançosu kötü olan şikayet ediyor, iyi olanlar şikayet etmiyor. Yakınan müşteriler, risklerini başka bankalara taşımak istiyor, olmayan da şikayet ediyorlar” yanıtını veriyor.
Capital, iş dünyasında büyük şikayet konusu olan kredi piyasasının koşullarını, hangi bankaların aktif olduğunu ve kredi faiz oranları ile vadelerini araştırdı.
Şirket sayısı çok az
Bankaların krediler konusundaki endişeleri ile şirketlerin kredi kullanma korkusu bir araya geldiği için, kredi piyasası çok az sayıda şirketle dönüyor. Büyük holdinglerin bünyesindeki şirketler, finansman ihtiyaçlarını sermaye artışıyla karşılıyor. Bu yüzden, bankaların en gözde müşterileri arasında yer alan bu gruptaki şirketlerden gelen kredi talebinin son derece sınırlı olduğu belirtiliyor. Bankacılar, şirket sayısıyla ilgili rakam vermezken, “Çok sınırlı sayıda şirketle çalışıldığı kesin. Potansiyelin ancak yüzde 1’i aktif diyebilirsiniz” ifadesini kullanıyorlar.
Kredi piyasasında İş Bankası, Akbank, Garanti ve Yapı Kredi gibi büyüklerin yanı sıra, Koçbank, Finansbank, TEB ve Oyak Bank gibi bankalar da aktif bir şekilde yer almaya çalışıyor. Kredi kullandırma konusunda TMSF ve kamu bankalarının çekilmesi, yukarıda saydığımız bankaların da bu piyasadaki paylarını artırıyor.
Bu tablo nedeniyle bankalar da müşteri arayışı içinde. Ancak, herkes “kredibilitesi” yüksek olanların peşinde... Garanti Bankası’nın genel müdürü Ergun Özen, “Bu ortamda kredi talebi sınırlı, talebin artması için biraz daha beklemek gerekiyor” derken, bu görüşe diğer bankacılar da katılıyor. Türk Eximbank’ın genel müdürü Ahmet Kılıçoğlu, “Kaynaklarımız, bize yapılan başvuru rakamlarının üzerinde” diyerek şu anda yaşanan tablonun özetini yapıyor.
Bankaların tercihi döviz
Devalüasyon nedeniyle zor duruma düşen bankacılık sektörü, açık pozisyon riski taşıma konusunda istekli değil. Bu nedenle ihracatı olmayanlara daha önce kullandırılan döviz kredileri, artık zora pek mümkün değil. İç piyasadaki daralma nedeniyle ihracatçı şirketler, şu anda bankaların gözdesi. Özellikle uluslararası şirketlere yönelik üretim yapan ve ürünlerini ihraç eden şirketlere, son derece rekabetçi oranlarla döviz kredisi kullandırılıyor.
Yapı Kredi Bankası’nın kurumsal kredilerden sorumlu genel müdür yardımcısı Reha Yolalan da, döviz kredisi kullanmak için gelen taleplerin artış gösterdiğini söylüyor. Yolalan, “Sadece ihracatçılar değil, diğer şirketlerden de döviz kredisi kullanma isteği var” diyor.
Devalüasyondan sonra açık pozisyonlarını kapatan bankaların elinde büyük bir döviz kaynağı var. Üstelik, büyük bankaların öncülüğünde yeni sendikasyon kredileri de alınıyor. Bu da bankaların elindeki nakit döviz kaynağının daha da büyümesi anlamına geliyor.
Garanti Bankası’nın genel müdürü Ergun Özen, “Sendikasyon kredisini yıllık yüzde 5.5 ile alıyoruz, sonra gidip 3.5-4’le yatırıp zarar etmemek için kredi kullandıracak müşteri arıyoruz. Şu anda hem kullanacak müşteri sayısı sınırlı hem kredi isteği beklenen düzeyde değil” diyor.
Döviz kredisi için şirket aranıyor!
Vakıfbank’ın 110, Garanti Bankası’nın da 350 milyon dolarlık sendikasyon kredisi almasından sonra, sırada Akbank, Yapı Kredi, İş Bankası ve Koçbank var. Akbank ve Yapı Kredi’nin 300-350 milyon dolar arasındaki rakamlara imza atacağı tahmin ediliyor. 500 milyon dolarlık sendikasyon kredisini 17 Ağustos’ta ödeyen İş Bankası’nın da 400 veya 450 milyon dolarlık yeni bir krediye imza atacağı belirtiliyor. Sağlanan bu kaynakların, şirketlere kredi kullandırılması yönündeki baskıları artıracağı tahmin ediliyor.
Bu yüzden de bankacılar, eldeki döviz fonlarını kullandırmak için ihracatçı şirket arayışı içerisinde. Burada da kredibilitesi yüksek, bilançosu bozulmamış şirketler öne çıkıyor. İş Bankası’ndan Suat İnce, “Bir taraftan eskiden beri bizimle çalışan şirketlere kredi kullandırıyoruz, bir taraftan da yeni firma peşinde koşuyoruz” diyor.
Faizler neden çok değişken?
Döviz kredilerinde faiz oranları, birinci grupta yer alan “prime şirketler” için yüzde 10-12 aralığında değişiyor. Bankaların elindeki döviz fonlarının fazla olması ve DTH faizlerinin düşmesi, kredi oranlarına da yansıyor. Şirketlerin banka ile olan ilişkilerine göre değişen faiz oranları, yüzde 10’un altına da düşebiliyor.
İşadamları, bankacıların kredi vadesini kısa tuttuklarını ve 3 ayı geçirmemeye çalıştıklarını söylüyor. Kredi 3 aylık vadeyi geçtiğinde, faiz oranı yarım veya 1 puan artış gösterebiliyor. Ancak, krediyi kullanan şirketin prime sınıfının dışında olması durumunda, faiz oranları yüzde 13-14’ü bulabiliyor.
Döviz kredilerini kim kullanıyor?
Bankacıların bu soruya verdikleri yanıtlardan şu sektörler ortaya çıkıyor: “Otomotiv yan sanayii, tekstil, hazır giyim, demir çelik”.
Bir bankacı, kredi talep analizini şöyle yapıyor: “Pamuk ipliği, ring üretenler, kumaş üretenler ve konfeksiyona hazır hale getirilmiş tekstil mamulleri üretenlerden yoğun kredi talebi var. Bu şirketlerin de ihracatlarında çok ciddi bir artış olduğunu görüyoruz. Altı aylık bilançolara baktığımızda, geçen yılın tamamında yaptıkları ciroyu altı ayda yapmışlar.”
Turizm sektöründe canlılık yüksek, sezon son derece iyi geçiyor. Fakat, turizmcilerin yatırım döneminde şubat krizi patlak verdi ve kredi kullanamadılar. Bankacılar, turizm sektöründen kredi talebi gelmediğini söylüyor. Ancak, aralık ayından itibaren turizm sektöründen yenileme amaçlı döviz kredisi talebinin alınmaya başlanacağı söyleniyor.
TL kredilerde marj yüksek
Geçtiğimiz yıl haziran, temmuz aylarında bir yıllık yüzde 40 faizle TL kredi kullandıran bankalar, bugün TL kredisi vermeme eğiliminde. Bunun en büyük nedeni de, marjın yüksek olması ve şirketlerin bu maliyetlerin üstesinden gelme konusundaki endişeleri. Kısacası, bankacılar yeni sorunlu kredi yaratmak istemiyor.
Bu hiç TL kredi kullandırılmıyor anlamına gelmiyor. TL kredisi kullandırılan şirketler var. Özellikle bu yönde talebin olduğu da ifade ediliyor. Ancak, yine TL kredilerinde faiz oranları, şirketin kredibilitesi, bankayla olan ilişkileri ve vadeye bağlı olarak yüzde 70 ile 100 arasında değişiyor.
Şöyle ki, prime şirketlerin bir alt sınıfında yer alan bir şirket, bir aya kadar olan spot krediyi yıllık yüzde 80 faizle kullanabiliyor. Ancak, bu kredinin BSMV, KKDF, komisyon gibi ek yüklerle şirkete maliyeti, yıllık yüzde 134,9’u buluyor. Bu maliyetlerin büyüklüğünden endişe eden bankacılar, son derece seçici ve sınırlı şirkete TL kredi kullandırmayı tercih ediyor.
KREDİ İÇİN ARANAN KOŞULLAR
Garanti Bankası’nın genel müdür yardımcılarından Ali Temel, kredi kullanımı konusunda şirketlerin dikkat etmesi gereken noktaları Capital için değerlendirdi:
ÖZ KAYNAKLARIN DÜZEYİ: Şirketin aktiflerinin yüzde kaçı, öz kaynaklardan oluşuyor. Bu oran, kriz ortamında en az yüzde 20-30 düzeyinde olmalı. Oranın daha düşük olması halinde, banka, “Bu şirket, bu borcu çeviremez” değerlendirmesini yapıyor ve talebi geri çeviriyor.
KREDİNİN KULLANIM ALANI: Şirket yöneticisi, kredinin nerede kullanılacağını bankaya iyi anlatması gerekiyor. Yatırım yapacak ise üretilecek malın pazarı var mı diye araştırılıyor. Pazar tatmin edici değilse, kredi kullandırılmıyor. Buna, K.Maraş, Denizli ve Gaziantep gibi illerde çalışmayan fabrikalar örnek gösteriliyor.
ALACAKLARIN KALİTESİ: Kredi, satılan malın alacaklarına karşılık isteniyorsa, alacaklı firmaların kalitesine bakılıyor. Böylece, sadece müşteri şirket değil, alacaklı olduğu kuruluşlar da inceleniyor ve tereddüt halinde kredi kullandırılmıyor.
NAKİT AKIŞI: Şirketin nakit akışı da inceleniyor... Örneğin, bir ay stok, bir ay üretim, 2 ay da satış olmak üzere 4 ay sonunda parasını alabilen bir şirket, 1 yıllık kredi isterse, bankalar bunu kabul etmiyor. Bankalar, bu istekleri, 4-5 ay gibi bir vadede olması durumunda incelemeye değer buluyor.
STOK RİSKİ: Şirketlerin stoklarında bulanan malların değer kaybı riskleri var. Bu risk, sektörlere göre değişiyor. Bankalar, bu riskler doğrultusunda kredi kullandırıp kullandırmamaya karar veriyor.
3 MÜŞTERİ TİPİ İÇİN ÖZEL FAİZ ORANI
Bankacılar, bugünkü ortamda kredi kullandırdıkları firmaları 3 ayrı kategoride değerlendiriyor. Kredilendirme de aşağıdaki değerlendirmeler doğrultusunda yapılıyor.
BÜYÜK FİRMALAR: Çok büyük firmalar, büyük holdinglerin bünyesindeki şirketler ve büyük uluslararası şirketler, bu kategoride yer alıyor. Bunlar küçük rakamlı kredi kullanmıyor, sendikasyon gibi büyük miktarda kredileri tercih ediyor. Akbank’ın Turkcell’e bir kalemde kullandırdığı 150 milyon dolarlık kredi, bunun en iyi örneği… BU ŞİRKETLER, EN REKABETÇİ VE DÜŞÜK FİYATTAN KREDİ ALABİLİYOR...
PROJE BAZINDA KREDİ KULLANANLAR: Bu kategoride yer alan şirketler, proje bazında kredi kullanıyor. Örneğin, büyük bir marka için 1 milyon gömlek siparişi alan bir firma için böyle bir kredi açılabiliyor. Hedef, bu projenin finansmanı... Bankaların en çok sevdikleri müşteri tipini de bunlar oluşturuyor. Müşterin faaliyetlerini biliyor, stok ya da mallarının nerede olduğunu takip edebiliyorlar. RİSKİ DÜŞÜK VE KREDİ MALİYETİ DE BİRİNCİ GRUBA GÖRE YARIM YA DA 1 PUAN DÜŞÜK.
ÜÇÜNCÜ GRUP: Görece olarak daha sınırlı kredi kullanabilen şirketler bu kategoriye giriyor. Ancak, güçlerinin sınırlı olması nedeniyle en yüksek faizi bu grup ödüyor. Bankalar, kredinin nasıl kullanılacağı, vadesi, vegeri ödemenin nasıl yapılacağı konusunda çok iyi inceleme yapıyor. Nakit akışını anlamadan bankalar, bu sınıftaki müşterilere kredi kullandırmak istemiyor. YÜKSEK FAİZ ÖDÜYORLAR...
BİREYSEL KREDİLERDE TALEP SINIRLI
Aylık faiz oranlarının yüzde 6.5-8 aralığında değişen tüketici kredilerine olan talep de sınırlı. Türkiye İş Bankası’nın bireysel krediler müdürü Hülya Altay, “Tüketici kredilerinde, özellikle taşıt kredilerine önemli bir talep vardı. Ama, taşıt satışlarının yüzde 70 gerilediği bir ortamda, tüketici kredisi talebi de düşük oluyor. Tatil ve diğer gereksinimlere yönelik kredi talebi var. Ama haziran ayında biraz canlanan talep, ağustos ayında biraz daha azaldı” diyor.
Gelen müşterilerin kredi istekleri de artık kredi kayıt bürosundan geçtikten sonra karşılanabiliyor. Bu şekilde başka bankalara borçlu olup da bunu başvuru formunda beyan etmeyenler, geliri ile borcu arasında orantı olmayanların istekleri geri çevriliyor.
Ancak, maaşlarını banka aracılığıyla alanların tüketici kredi alımında diğerlerine göre biraz daha şanslı olduğu ifade ediliyor. Aykut Demiray, “Bankamız aracılığıyla maaş alanlar, eski müşterilerimize kredi kullandırmayı tercih ediyoruz. Vadenin de bir yılı aşmamasına özen gösteriyoruz” diyor.
NEDEN BAZI ŞİRKETLERE KREDİ YOK?
Can Karaşıklı/Toprak Yatırım Bankası Genel Müdürü
Toprak Yatırım Bankası’nın genel müdürü Can Karaşıklı, bankaların hangi şirketlere, neden kredi kullandırmadığını Capital’e anlattı:
“Geçmiş yıllarda kredi verilmeyecek firmalar, bankalarda kredi buldu. Bu şirketlere, maaş, vergi, bina ve kullandıkları kredinin dönem faizini ödemek için bile kredi kullandırıldı. Şirketler, krizden sonra neden sıkıştı, ödeme güçlüğüne düştü? Çünkü, eskiden aslında dar bir marjla çalışıyor ama kredi faizlerini ödüyordu. Kayıt dışı satışlarıyla da ayakta duruyorlardı.
Fakat, kriz döneminde aylık ödemeler yüzde 20-30 düzeyine yükselince, satışlar da durunca çark durdu. Bu sorunlar ortaya çıkanca da bankalar bu şirketlere kredi kullandırmadı. Şimdi de neyi finanse edeceksiniz? İhracatı yoksa, bir şirket iç piyasada ne satacak ki, finanse edeceksiniz? Satış olacağını bilemiyorsunuz ki, çek veya senet teminatla kredi kullandıracaksınız.”
Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?