Nakitsiz Bir Dünya

Paranın ödemede kullanımıyla ilgili rakamlar çok açık... “Nakit” ödeme eğilimi giderek azalıyor. EFT’den kredi kartına, internetten çağrı merkezlerine, yeni gelişen kanallar, “Nakitsiz Toplum” (Cas...

1.06.2002 03:00:000
Paylaş Tweet Paylaş

Paranın ödemede kullanımıyla ilgili rakamlar çok açık... “Nakit” ödeme eğilimi giderek azalıyor. EFT’den kredi kartına, internetten çağrı merkezlerine, yeni gelişen kanallar, “Nakitsiz Toplum” (Cashless society) eğilimini güçlendiriyor. 1992 yılında günde 650 milyon dolar düzeyinde olan EFT miktarı 6.5 milyar dolara ulaştı. Kredi kartı sayısında 14 milyon düzeyi aşıldı. Neredeyse ayda 200 bin yeni kart veriliyor. Kartlarla yapılan günlük alışveriş miktarı ise 50.5 trilyon lira... Bankacılar, “Nakit olmadan yapılan alışverişin payı artmaya devam edecek” diyor.

 

Para hareketleriyle ilgili rakamların son yıllardaki trendi incelendiğinde, Batı’da yükselişte olan “Cashless society” (Nakitsiz toplum) ortamına gidişin Türkiye’de de kendini göstermeye başladığı ortaya çıkıyor. İlk rakamlar, Bankalararası Kart Merkezi’nden... Bu kurumun Mart 2002 verileri, 2001 yılı sonunda 13.4 milyona yükselen kredi kartı sayısının yılın ilk 3 ayında 14 milyona yükseldiğini ortaya koyuyor. Rakamlar, krizin etkilerinin henüz atılmadığı 3 ayda 600 bin kredi kartının pazarlandığını gösteriyor. Yılın ilk 3 ayında kredi kartlarıyla yapılan işlem hacmi 4.7 katrilyon lirayı aştı. Günlük hacim 50.5 trilyon liraya denk geliyor.

 

“Cashless society” trendini ortaya koyan rakamlar sadece bu kadar da değil. Bankaların müşterilerine verdikleri kart sayısı 33.5 milyona ulaşmış durumda. Kredi kartı harcamalarının onayı için kullanılan POS sayısı 382 bine ve üye işyeri sayısı da artıyor. Günlük yaşantımızın bir parçası haline gelen ATM’lerin sayısı da 12 binin üzerine çıktı.

 

Teknolojik altyapıları, Avrupalı bankalara göre bir hayli rekabet edebilir düzeyde bulunan Türk bankaları arasında, internet aracılığıyla hizmet veren banka sayısı 30’a yaklaştı. Neredeyse, çağrı merkezi olmayan banka kalmadı. İnternet ortamında işlem yapan, müşteri sayısı 1 milyonun üzerinde olurken, şube dışında yapılan işlemlerin, toplam içerisindeki payı sürekli artış gösteriyor.

 

Her şey için “nakit” ödeme

 

Bütün bu rakamlar, çok değil, 10-12 yıl öncesinde yaşananların anımsanmasını güçleştiriyor. O dönemde sadece para çekme amaçlı kullanılan ATM’ler neredeyse bir devrim olarak görülmüştü. Kredi kartı ise “statü” sembolü niteliğinde idi ve az sayıda tüketicinin elinde vardı. İnternet ve çağrı merkezleri ise henüz yoktu. Bankalar arası fon transferine olanak sağlayan EFT ise son yıllarda gerçekçi bir şekilde çalışmaya başladı. Doğal olarak ödemede tek kanal şube ya da sınırlı bir şekilde çek idi. Alışveriş için mağazalarda şişkin cüzdanlarla dolaşılıyordu. Çünkü, nakit dışında alternatif bir ödeme aracı yoktu.

 

 Şimdi ise bu tablo geride kaldı ve nakit kullanımı giderek azalıyor. Yukarıda saydığımız ve bankaların müşterilerine sunduğu hizmetlerin düzeyi, nakit kullanımını gereksiz kıldığı gibi, günlük yaşamda da büyük kolaylıklar getiriyor. 

 

Bankacılar, nakit kullanımının azalmasıyla ilgili rakam, oran veremiyor. Ancak, nakit dışı ödeme sistemlerindeki büyümenin, nakit kullanımını oldukça azalttığını söylüyorlar. Dışbank’ın şube dışı dağıtım kanallarından sorumlu genel müdür yardımcısı Taner Ayhan, “Emisyon, nakit hacmi azalmıyor ama ödeme sistemleriyle ilgili olarak nakitin payı azalıyor, elektronik ödeme araçlarının payı artıyor” diyor.

 

Avrupa’da neler oluyor?

 

Avrupa Komisyonu’nun verilerine göre, nakit kullanımı Avrupa genelinde yüzde 48.6 düzeyinde seyrediyor. Ancak, son yıllarda çok önemli mesafe alındığı da bir gerçek. Ödeme sistemleri içerisinde ise kredi kartları ve banka kartları, “nakit”ten sonra ikinci sırada yer alıyor.

 

Türkiye’de ticari yaşamda etkin olan, fakat kişisel ödemelerde yok denecek kadar az olan çek kullanımı, Avrupa Birliği’nde ödeme sistemlerinde yüzde 13.6 pay alıyor ve üçüncü sırada. Posta havaleleri, ödeme sistemleri içerisinde Türkiye’de olduğu gibi Avrupa’da da kayda değer bir orana ulaşmış değil.

 

 “Debit card” denilen, “Electron/plus, Cirrus/Maestro” logolu banka kartlarının önemli bir kullanım oranına ulaştığı bankacılar tarafından ifade ediliyor. Ancak, Türkiye’de sayıları 22 milyonu aşan bu tür kartların ödeme sisteminde payları, yüzde yarımı geçmiyor. Dışbank’tan Taner Ayhan, “Takas dökümlerine bakıldığında, bu kartlarla yapılan ödemelerin payı binde 5’i geçmiyor. Hiçbir dönemde de yüzde 1’i bulmadı” diyor.

 

Debit kartlarının az tercih edilmesinin en büyük nedeni olarak da, kullanıcıların bilgisizliği gösteriliyor. İkinci bir neden de, kart sahiplerinin hesaplarındaki parayla ödeme yapma yerine, kredi kartını kullanmayı tercih etmesi.

 

Çek dönemini atladık!

 

Kişisel çek kullanımının yaygın olduğu Avrupa’da “çek defteri” sahipliği oranı, kredi kartı sahiplik oranından daha yüksek olduğu dikkat çekiyor. Avrupa Komisyonu’nun 2000 yılı verilerine göre, Avrupa Birliği üyesi 15 ülkede çek sahipliği oranı yüzde 55.7 gibi yüksek bir düzeyde. Bu oran Fransa’da yüzde 87’ye dayanırken, en düşük oran yüzde 1.1 ile Finlandiya’da... Komşu Yunanistan’da ise bu oran yüzde 7.4 olarak gerçekleşiyor.

 

Avrupa Birliği ortalamasının aksine, Türkiye’de çek kullanımı son derece sınırlı. Bankacılar, bu enstrüman için oran veremiyor. Ancak, “Yok denecek kadar sınırlı” tahmini yapılıyor. Taylor Nelson Sofres’in araştırmasına göre, çek defteri sahipliğinin, 2001 yılında yüzde 1.7 gibi düşük bir oranda kalıyor.

 

Garanti Bankası’nın genel müdür yardımcısı Fuat Erbil, “Kişiler, ödeme aracı olarak çek kullanmıyor. Bunun en büyük nedeni, sistemin çok kuvvetli bir EFT altyapısına sahip olması.”

 

Bankacılar, nakit kullanımının ardından Avrupa yaşanan çek kullanım kültürünün Türkiye’de yaygınlaşmadan atlanıldığını söylüyor. Taner Ayhan, “Bu döneme İspanya ile birlikte atlattık ve kredi kartına geçiş yaptık” değerlendirmesini yapıyor.

 

EFT’den “nakitsiz” işlem

 

Bankacılara göre, “nakitsiz toplum”u destekleyen en önemli yenilik, EFT (Elektronik Fon Transferi) işlemlerinin yaygınlık kazanması oldu... Ticari işlemlerden vatandaşların transferlerine, EFT her alanda büyük bir kolaylık sağladı. Üstelik EFT’nin internet ve çağrı merkezleriyle, anında yapılabilmesi de işlemleri patlama noktasına getirdi. Rakamlar da bunu ortaya koyuyor.

 

1992 yılında Türkiye’de sadece 500 bin adet EFT işlemi gerçekleştirildi. Bunun parasal karşılığı ise 240 milyar dolar idi. Aradan geçen 10 yıldaki değişim ise müthiş oldu. İşlem sayısı 2001 yılında 27 milyon adete, hacim de 2.4 trilyon dolara yükseldi.

 

Kart sayısı yanıltıcı

 

Kredi kartı kullanımının, Avrupa’da yaygın, ancak Türkiye’nin de azımsanmayacak düzeyde olduğu ifade ediliyor. Sahiplik oranına bakıldığında, Avrupa Birliği’nde yüzde 40.9 olan oran, Türkiye’de yüzde 17 düzeyinde. Bu rakam da, Taylor Nelson Sofres’in araştırmasına dayanıyor. Kredi kartı sayısının 14 milyona ulaşması da yanıltıcı olmasın. Çünkü, birden fazla, hatta 5’in üstünde kartı olanlar da var. Bankacılar, “Kesin rakam yok ama gerçek kart sahibi sayısının 5-6 milyon civarında olduğunu tahmin ediyoruz” ifadesini kullanıyor.

 

Türkiye’de kredi kartı sahiplik oranı, Avrupa Birliği oranlarına göre bir hayli düşük. Ancak, 1993’te bu oranın yüzde 5.1, 1997’de de yüzde 8.9 oranında olduğunu anımsatalım.

 

Dışbank’ın genel müdür yardımcısı Taner Ayhan’a göre, Türkiye bu alanda önemli bir mesafe kat edebilecek potansiyele sahip. Ayhan, “En çok büyüme bu alanda olacak. Çünkü, kredi kartları, karlı bir alan. Bu yüzden sahiplik oranında daha gidilecek çok yol var. Gelir seviyesi düşük diye şu anda kart verilmiyor. Gelir seviyesi arttıkça, kart sayısı da, sahiplik oranı da yükselecek” diyor.

 

KREDİ KARTIYLA NAKİT YÖNETİMİ

 

Fuat Erbil/Garinta Bankası Genel Müdür Yardımcısı

 

EFT ÇOK GÜÇLÜ:Türkiye’de çok kuvvetli bir EFT altyapısı var. Avrupa’da EFT sistemi, bu kadar kuvvetli değil. Bu nedenle Türkiye’de ciddi bir para EFT sisteminden geçiyor ve ödemelerin büyük bir bölümü bu şekilde yapılıyor.

 

ÇEK YAYGIN DEĞİL: Avrupa’da posta çekleri, havaleleri çok yaygın, bizde ise yok denecek kadar az. Çünkü, alternatifleri kuvvetli. Kredi kartları ve EFT sistemi, çek kullanma ihtiyacını neredeyse ortadan kaldırıyor. Türkiye’de insanlar cüzdanlarında yabancı para taşıyor ve bunu bozdurması çok kolay. Bir ödeme yapacaksa, cebindeki bozdurmayı tercih ediyor, çek kullanmıyor. 

 

KREDİ KARTIYLA FONLAMA: Türkiye’de enflasyonun yüksekliği nedeniyle, kredi kartları ciddi bir fonlama aracı olarak kullanılıyor. Üstelik çok ciddi rakamlara da ulaşıldı. İnsanlar, ödemelerini kredi kartıyla yaparak, nakit yönetimi gerçekleştiriyor. Aynı zamanda taksitli kredi kartlarıyla da ciddi bir ödeme avantajı yakalıyor ve bunu da sonuna kadar kullanıyor.”

 

“FATURA ÖDEMELERİ KREDİ KARTIYLA YAPILACAK”

 

Taner Ayhan/Dışbank Genel Müdür Yardımcısı

 

KARTIN PAYI ARTACAK:Emisyon, nakit kullanımı miktar olarak artıyor ama ödeme sistemleriyle ilgili nakitin payı sürekli azalıyor. Buna karşılık elektronik ödeme araçlarının payı ise artıyor. Önümüzdeki dönem, ödeme sistemlerinde en büyük artış, kredi kartlarında olacak ve kredi kartı kullanımı daha da artacak. Şu anda komisyon oranları yüksek olduğu için, işyerlerindeki POS sayısı artıyor ama üye işyeri sayısı, o kadar artmıyor. Bütün bankalar, aynı işyerlerine POS yerleştiriyor.

 

KARTLA FATURA ÖDEME: Şu anda, örneğin, fatura ödemelerini kredi kartıyla yapamıyoruz. Çünkü, komisyon yüksek. Oysa, komisyon yüzde 5’ten yüzde 1’e düştüğünde, fatura, çöp ve emlak vergisi gibi ödemeleri bile kredi kartıyla yapabileceğiz. O zaman da kredi kartının payı artacak.

 

ATM’LERİN PAYI AYNI KALIR: ATM’lerin kullanımı çok yaygın ve daha fazla pay alabileceğini zannetmiyorum. Ancak, ATM’lerin sayısal olarak daha da yaygınlaşacağını ve artacağını düşünüyorum. Bazı illerde, merkezlerde teknolojisi çok yeni, fonksiyonları çok olan ATM’ler görebileceğiz ama bazı yerlerde de sadece para çekme amaçlı, daha basit ve düşük maliyetli ATM’ler de olacak. Bunlar da müşteri segmentine göre, artacak.

 

Şube sayısı da kişi başına düşük ve daha da artacak. Ancak, şubelerin yapısı da değişecek. Büyük şubeler yerine, daha çok satış odaklı çalışan, az elemanlı şubeler görebileceğiz.”

 

“CEP TELEFONUYLA METRO BİLETİ ALINACAK”

 

Bülent Naci İnan/Türkiye İş Bankası Şube Dışı Dağıtım Kanalları Müdürü

 

ÇEKTE GERİ KALDIK: Türkiye, ödeme sistemlerinde çek dönemini aştı. Aslında, ülke olarak bu alanda geri kalmıştık ama bu sayede de o dönemi atladık. Bugüne kadar da kişiler için çek kullanma kültürü gelişmedi. Bizde Mavi Çek vardı. Onun mutlaka ödenme özelliği vardı ve kullanımı gittikçe artıyordu. Ancak, kredi kartı kullanımının yaygınlaşmasıyla bu durum ortadan kalktı.

 

MICRO PAYMENT: Önümüzdeki dönemde iki önemli ödeme aracının çok yaygınlaştığını göreceğiz. Birincisi, “mobile payment” dediğimiz, cep telefonu ile ödeme sistemi olacak.

 

Küçük ödemeler, mobil enstrümanlar kullanılacak ve bunlar yaşantımıza yerleşecek. Micro payment sistemleri, çok yaygınlaşacak. Taksi ücretini, Metro biletini bile bununla ödeyebileceğiz… Bizim banka olarak Aria ile bu yönde ciddi hazırlıklarımız var… Hatta, Aria projesine girilmesinin önemli bir nedeni de bu sistemlerin yaygınlaşacak olması yatıyor.

 

Önem kazanacak ikinci sistem de akıllı, chipli kartlar.  Bu kartlara ödemenin provizyon almadan yapılması gerekiyor. Yani, kartınızda ne kadar para varsa, o kadarını harcayabilecek, her türlü ödemeyi yapabileceksiniz. Bittikçe de ona para yükleyebilecek ve yine istenilen her türlü ödemeyi yapabilecek. Şimdiki OGS sistemine benzeyen bir yapı olacak.”

 

BANKADA HESABINIZ VAR MI?

 

Taylor Nelson Sofres’in araştırmasına göre, 2001 itibariyle Türkiye’de hesap sahipliği oranı, yüzde 43.4 gibi yüksek bir oranda seyrediyor. Bu oran, her ne kadar Avrupa Birliği, düzeyinde olmasa bile, diğer enstrümanların oranlarına göre daha yüksek.

 

Araştırmaya bakıldığında, Türkiye’de her 5 kişiden birinin vadesiz mevduat hesabı var. Vadeli mevduat hesabı açtıranların oranı ise yüzde 10.4 düzeyinde. Son dönemlerde, şirketlerin maaş ödemelerini banka aracılığıyla yapmaları, maaş hesabı oranlarına da yansımış durumda. Türkiye’deki her bin kişiden 73’ünün maaş hesabı var.

 

Döviz hesapları ise umulanın altında ve vadeli ile vadesiz döviz hesabı sahibi kişilerin oranı yüzde 3.7 oranında. Bir bankacı, döviz hesaplarındaki yüzdenin düşük olması için şu açıklamayı yapıyor:

 

“Türkiye’de insanların çoğu, dövizi genelde ceplerinde taşıyorlar. Bu kişiler genelde ceplerinde, 50-100, bilemediğiniz 200 dolar taşıyor. Bu rakamlar için bankaya gidip hesap açtırmak, onlara zor geliyor ve pratik değil. Çünkü, her an bozdurma ihtiyacı da hissedebilir. Döviz mevduat hesabı açtıranların büyük bir bölümü, yüksek rakamlara sahip ve bu yüzden hesap oranı da düşük gibi gözüküyor.”

Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz