2023 NE GETİRECEK?

28.03.2023 13:43:570
Paylaş Tweet Paylaş
2023 NE GETİRECEK?

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılını kutlayacağımız 2023’te, ekonomiden beklentilerimiz oldukça karışık. Bu yılın en önemli kırılma noktası, mayıs ayında yapılacağı kesinlik kazanan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri… Diğer bütün kavramların yanında ekonomik olarak da bu seçimler, gerçekten geçmişte yaşadıklarımızdan oldukça farklı.  Bunun nedeni, ana iki ittifakın ekonomik olarak da çok farklı çizgide olması. Dolayısıyla 2023’ü seçim öncesi ve sonrası olarak iki farklı döneme ayırmamız gerekiyor. Bu ayki yazımızda ise seçim öncesi beklentilere yoğunlaşacağız. 

 

2023 NE GETİRECEK?

Geçtiğimiz günlerde ‘2023’te ekonomik beklentilerin’ konuşulduğu çok önemli bir toplantı yapıldı. TÜSİAD ve Koç Üniversitesi ortaklığında oluşturulan Ekonomik Araştırmalar Forumu (EAF) ev sahipliğinde yapılan panelde, çok önemli ekonomistler, 2023’ten beklentilerini anlattı. Başta EAF direktörü, Koç Üniversitesi’nden mesai arkadaşım Prof. Selva Demiralp olmak üzere Bilkent Üniversitesi’nden Prof. Hakan Kara, duayen ekonomist Cevdet Akçay, değerli ekonomistler Gökhan Şen ve Gizem Öztok, bu panelin konuklarıydı. Biz de sizlere bu panelde tartışılan 2023’ün ilk yarısıyla ilgili beklentileri kendi süzgecimizden geçirerek anlatacağız.

YENİ EKONOMİ POLİTİKASI

Öncelikle 2023’ün ilk yarısında 2022’nin son çeyreğinden farklı bir senaryo beklenmiyor. Tamamen istihdam odaklı olarak sürdürülen, faizlerin etkisiz hale getirildiği bu politika, bozulmadan seçime kadar devam ettirilecek. Bu programın en önemli ayağı, faizlerin enflasyondan bağımsız bir şekilde çok düşük bir seviyede kalması. Faizlerdeki bu düşüklük ise Türk Lirası yatırımlarının cazibesini tamamen ortadan kaldırdı. Bu da ister istemez dövize büyük bir talep getirdi. 

Dövizde 2021 sonunda ve 2022 ilk yarısında yaşanan büyük tırmanış beraberinde rekor enflasyonu da getirdi. Bu da Türk Lirası yatırımlarının cazibesinin daha da yok olmasına yol açtı. Dövize talep, geçen yılın başlarında devreye sokulan kur korumalı mevduatla ancak sınırlı derecede kontrol altına alındı. Fakat bu mevduat bile 2022’in ortalarına kadar kurdaki yükselişi ve bunun sonucunda oluşan enflasyon sarmalını engellemeye yetmedi. Bu aşamada ise turizm ve çeşitli kaynaklardan elde edilen dövizle ortaya çıkan rezervlerdeki artış devreye girdi. Cılız da olsa bu artışla Merkez Bankası çeşitli kanallardan piyasaya müdahale etmeye devam etti. 2022’in yazının sonlarına doğru yoğunlaşan bu müdahalelerle döviz kuru oldukça durağan bir patikaya oturdu. İşte bu durağan patika seçimlere kadar sürmesi beklenen yeni politikanın habercisi oldu.

Türk Lirası yatırımlara zaten herhangi bir getiri sunulmayan bu ortamda, dövizde de durağan bir patika oluşunca kur korumalı mevduat da işe yaramadı. Dövizdeki düşük getiri Türk Lirası cinsiden gelirlerini, yüzde 80’leri aşmış enflasyona karşı korumaya çalışan yatırımcıya merhem olamadı. Bir yandan bu durum kur korumalı mevduatın faizin ötesinde kurun yükselmesinden dolayı oluşan maliyetini üstlenen Hazine ve Merkez Bankası açısından olumlu bir gelişme. Öte yandan getiri sağlamasa da Türk Lirası’na karşı çok daha az risk içeren dolara talep yeniden artmaya başladı. Bu talep ise piyasa müdahaleleriyle karşılaşınca bu sefer kur durağan kalmaya daha da uzun bir süre devam etti.

İşte bu noktada ortaya yeni bir getiri kaynağı çıkması gerekti. İşte bu kaynak rekorlar üzerine rekor kıran borsa oldu. Gerçekten de borsamız 2022’nin son çeyreğinden günümüze kadar oldukça yüksek kazanç sağlayan bir araç oldu. Üstelik bu kazanç, borsaya yatırım yapan yabancılar çıkarken sağlandı. Kutu 1’de 1 ay vadeli ortalama mevduat faizleri, doların Türk Lirası karşısında hareketi ve BIST 100 endeksinin hareketini 2021 yılının son yarısından günümüze kadar gösterdik. Görüldüğü gibi dolarda gerçekleşen durağanlıkla birlikte her ne kadar Türk Lirası ortalama mevduat faizinde zaman zaman dalgalanmalar da olsa BIST-100 endeksi adeta uçmuş durumda.

İLK YARI BEKLENTİLERİ

Bu durum bu şekilde devam edebilir mi? Evet, devam eder; fakat her zamanki gibi büyük bir ama var. Evet, borsa kazanç sağladıkça gerçekten de yatırımcı için önemli havuç yerine geçti. Fakat unutulmaması gerekiyor ki yatırımcı riske karşı duyarsız değil. Şu an üç yatırım aracı yani Türk Lirası, dolar ve borsayla karşı karşıya olan yatırımcı, sadece beklenen getiriye bakmıyor. Yatırımcı eğer riske karşı duyarsız olsaydı, sadece getiriye bakardı. O zaman da kesin olarak bu durumun devam edeceğini söylerdik. Ama sadece beklenen getiri değil risk çok önemli bir gösterge. Yatırımcı varlıkların riskiyle getirisini karşılaştırarak karar veriyor. Türk Lirası mevduatın riski yok, ama getirisi o kadar düşük ki neredeyse kimse bu alternatife yanaşmıyor.

Dövizde şu an için getiri yok, fakat bu ne kadar zaman daha böyle sürer? Seçime kadar bu devam ettirilebilir mi? İşte bu konudaki en büyük referans noktası Merkez Bankası brüt rezervleri… Orada yaşanacak her dalgalanma, doları daha cazip kılıyor. Üstelik doların riski de yok denecek kadar az.

Son opsiyon borsanın riskinin, borsanın düzeyiyle paralel olarak arttığını söyleyebiliriz. İşte bu yüzden de borsa artarken aynı zamanda borsada bir düzeltme olacağı beklentisi, yani artan risk algısı söz konusu. Bu da risk ve getiriyi birlikte düşünen yatırımcı için borsanın cazibesini azaltan bir durum. İşte değeri arttıkça artışın sürdürülmesi de daha zor hale gelecek olan borsa, 2023’ün ilk yarısındaki gelişmeleri belirleyecek ana değişken olacak.

İSTİHDAMDA YAŞANAN GELİŞMELER

Anlaşılan o ki borsa, artık sadece bir yatırım aracı değil, aynı zamanda politika faizinin yerine geçen bir politika aracı. Dolayısıyla bütün bu düzenin, yani çok düşük faizlere rağmen kurun çok artmamasını sağlamanın yolu borsayı devamlı getiri sağlayan bir düzende yürütmek. Bu sağlandıkça 2022’nin son çeyreğinde yaşanan getiriler kadar yüksek getiri sağlamasa da mayıs seçimlerine kadar bir artış devam edecek gibi görünüyor. Bu ekonomi programının ana amacı, her politika karar vericisinin de ana amacı olan seçimleri kazanmak. Bu seçimleri kazanmak ise sadece doları durağan bir düzeyde tutmaktan geçmiyor. Diğer bir amaç ise aynı zamanda faizi çok düşük tutarak, tüketimi devamlı öne alan ve ön planda tutan bir yapıyı canlı kılmak. Artan tüketimin de üretimi özendirerek istihdam piyasasını canlı tutması. Kutu 2’de hem iş gücünün katılım oranı hem de toplam istihdamdaki gelişmeleri gösterdik. Bunlardan iş gücüne katılım oranı çalışabilecek yaştaki nüfusun içindeki iş gücünün oranı verirken, toplam istihdam ise 15 yaş üstünde çalışan insan sayısını gösteriyor.

Gerçekten de istihdam piyasasında yaşanan gelişmelere baktığımızda istihdamın son 6 aydan beri düzenli bir biçimde arttığını görüyoruz. Bu istihdam artışı en nihayetinde hayat kalitesini ne kadar artırıyor, yani maaşlara da ne kadar yansıyor, bu çok önemli ama ayrı bir konu. Kanımızca seçimlerin en önemli belirleyicisi belki de şu anda enflasyondan bile daha önemli olarak istihdamda yaşanan bu artış olacak. Bununla birlikte son aylarda asgari ücrette yaşanan artış ve dövizin durağan gitmesini de göz önüne aldığımızda resmi biraz daha net görebiliyoruz.

Peki bu durum ne kadar sürdürülebilir ve bunun maliyeti ne olacak? Bu tabii ki yüksek maliyetleri olan ve büyük ölçüde hem Türk Lirası ama özellikle döviz cinsinden yüksek maliyetlerle borçlanarak, yani gelecek nesillerin kazançlarından bugüne transferle sürdürülen bir politika. Şimdi en son yaptığımız tahminler eşliğinde ekonominin şu an ki durumunu analiz edelim…

GÖSTERGELER DURAĞAN 

Bu ay finansal ve ekonomik koşullar göstergelerindeki değişimlere baktığımızda görüntü iki tarafta da oldukça durağan. Öyle ki ekonomi sanki sıfırın etrafında ağır ağır ilerleyen bir kağnı edasında yol alıyor. Dolayısıyla önceki aylarda gözlenen sıçramanın, bu ay artık iyice hafiflediği göze çarpıyor. Finansal koşullar göstergesinin 2019 yılından bu yana gelişimini Kutu 3’te gösterdik. 2023’ün ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 0,04’lük çok düşük bir artış oldu. Aralık ayı için değişimi ise yüzde 0,2 olarak güncelliyoruz. Kasım ayında dünyada beklentilerin biraz daha iyimser hale gelmesinden kaynaklanan yüksek artış yerini iyice durağanlığa bırakmış durumda.

Ekonomik koşullara baktığımızda ise 2023 Ocak ayında yüzde 0,4’lük bir artış görüyoruz. Aralık ayı için yaptığımız tahmini bu ay yüzde 0,8 olarak güncelliyoruz. Bu ay sinyaller yine çok karışık geldi. Geçen ayın neredeyse tam aksine her ne kadar sanayi üretim, ithalat ve ihracatta düşüş gelse de PMI göstergesinde, kapasite kullanım oranlarında ve elektrik tüketiminde artış yaşadık. Bütün bu etmenler bir araya geldiğinde, ekonomik durum göstergesinde düşük de olsa bir artış gözlemledik.

Bildiğiniz gibi ekonomik ve finansal koşullar göstergesindeki ortak hareketlerden yola çıkarak kısa vadede ekonominin durgunluğa girme olasılığını hesaplıyoruz. Mayıs ayında yüzde 40’lara ulaşan bu olasılığı, temmuz ayında son iki yıldır en yüksek seviye olan yüzde 89 olarak hesaplamıştık. Kasım ve aralık aylarında hesaplamalarımızı ise daha düşük seviyelerde yüzde 10 ve yüzde 7 olarak güncelliyoruz. Ocak ayında düşüş trendi durdu ve bu olasılığı yeniden yüzde 10 olarak hesapladık. Dolayısıyla 3. çeyrekte öngördüğümüz (ve sonrasında gerçekleşen) ekonomik daralma 4. çeyrekte yerini düşük bir büyüme eğilimine bırakmış gibi görünüyor.    

HANGİ YATIRIM ARACI ARTACAK?

Grafikte 1 aylık ortalama mevduat faizi, dolar/TL satış kuru ve BIST 100 endeksinin gelişimini 2021 Haziran ayından bu yana gösterdik. Görüldüğü yüksek enflasyona rağmen düşük tutulan faizlere karşın önce kurda çok yüksek bir artış gözlenmiş. Bunu takiben kurda da artış durağan hale geçince bu sefer de borsada çok hızlı bir yükseliş gerçekleşmiş.

İSTİHDAMDA TREND OLUMLU 

Grafikte 2019’dan bu yana iş gücüne katılım oranı ve toplam istihdamın gelişimini gösterdik. İki göstergede de artış dikkat çekici. İş gücüne katılım oranı salgın önceki haline gelirken toplam istihdam bunun çok üstüne çıkmış durumda.

FİNANSAL YÖN YUKARI DOĞRU

Maviyle gösterilen finansal durum göstergesi bu ay arttı. Fakat geçen aylardaki sıçrama durulmuş durumda. Öte yandan kırmızıyla gösterilen ekonomik durum göstergesinde ise durum durağan.

Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?


YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz